…**DENEME 68…

YILDIZ KÜMESİ

Tanışmalarının üstünden iki yıl gibi bir zaman geçmişti. Her şey o kadar hızlı gelişmişti ilişkinin boyutunu düşünmeye fırsatı olmamıştı genç adamın. Kendince üstüne düşeni yapmıştı.  Yardım etmişti. Fakat dışarıdan hiçte öyle görünmüyordu.

Birileri kıskanmış, birileri uygun görmemiş, kimileri de çok yakıştırmıştı. Senaryolar hazır. herkes kendine göre yorumlamayı bile göze almıştı.

Unutulan bir şey vardı ki çok önemliydi. Genç adam evli, yardımcı olduğu kız bekarmış. Böyle olmasına rağmen, senaryolarda ikisini birlikte dillendirenlerin sayısı az sayılmazdı. Ama asıl olan, kıskananların tepkileri ve senaryoları. Çünkü herkese yetiştirecek bir şeyler üretmekten geri durmamalarıymış. Öyle bir gün gelmiş ki, kendilerini duygusal ilişki yaşayan iki arkadaş olarak bulmuşlar. Aslında öyle bir şey yokmuş. Ya da genç adam kendi tarafından öyle düşünüyormuş. O, kendisinin yaptığını insani ilişki sayarken, kıskanan cepheden gelen iftira ve seslendirmeler karşısında genç kız, adeta aldatılmış ve kirletilmiş bir ortamın parçası gibi görmeye başlamış kendini.

Böyle olmamalıydı. İlişkiler buraya gelmemeliydi. Olamazdı. Adam evliydi. Bu mümkün değildi. Normal yollardan genç adamı ikna edemeyeceğini anlayan genç kız; çevresinin yardımı ile büyüye baş vurmuş.

“Yıldızı alçak olan; büyünün etkisine çabuk kapılır” diye halk arasında bir söz vardır. Yani her şeyden çabuk etkilen demek aslında. Genç adam da bu yıldızı alçak olanlardanmış. Kızın bayan akraba ve arkadaşları; genç adamın etrafında her gün muska ile geziyor, anlatıyor ve etki altında kalmasına çalışıyorlarmış. İsteneni becermişler. Adam kızla evlenmeye karar vermiş. Fakat adam; olayı eşine anlatamamış. Eşi evi terk etmiş. Bunu öğrenen genç kız, yaptığı yanlışı anlamı ve genç adama “İstersen başka birisi ile evleneyim. İsteyenim var. Ama sen benim evime gel git. Dostum ol.” demiş. Bu teklifin sonunda ki çirkinliği düşünmüş genç adam. Midesi bulanmış, ama yapılacak bir şey yoktu. Bu yüzden niyetini  “Hayır; benimle evlen. Ayrılınca terk edilmiş imajın olmaz. Dul sayılırsın. O zaman istediğinle evlenebilirsin. Ama ben o zaman senin evine gelen dostun olmayacağım. Hazırlığını yap. Benim vicdanım buna el vermez. İnancıma terstir.” demiş. Genç kız yanlış konuştuğunu fark etmiş ama ok yaydan fırlamış bir kere. Geri gelişi şaibeli olur…

Nişan, düğün ve evlilik bir yıl kadar sürmüş. Ayrılmışlar. Genç kız yaptığı kaprisin ve söylediği sözün, ellerinde muska gezdiren diğer aracılar da yaptıkları yanlışı anlamışlar. Fakat bu bedel genç adam için ağır olmuştu.

İşi bilen olmadığı gibi; bilmeyen herkes sadece “Evlendiler, anlaşamadılar ve ayrıldılar” olarak biliyormuş.

www.raifaras.30.11.2002

YARISI BENİM1

…**DENEME 67…

EKİM ZELZELESİ

Üçüncü günüydü zelzelenin. Hala enkazlardan canlılar kurtarılıyordu. Yağmur yağıyordu bir yandan. Umut deyip gözyaşlarını mendiline topluyordu bir çokları. Yetişkinlerin çoğu biliyordu; tanımıştı bin dokuz yüz yetmiş aktı zelzelesini. Gençler daha çok korkmuştu. Paniklemişti. Kurtulanlar yaşadıklarına sevinemeden, kaybettiklerine üzülüyordu.

Geceleri odun ateşinin önünde; gündüzleri ölenlerin adlarını sormakla geçti üç gün. Hala ulaşılamayan yerler vardı. Ama umutlar azalıyordu.

Sanem annesinin omuzuna dayanmış ağlayanları izliyordu. Birden kendine geldi. Üç gün önce bahçe duvarının önünde uzun süre konuştuğu; uğurlarken arkasından baktığı sevgilisi geldi aklına. Hiç gelmemişti. Merak etmemişti diye önce üzülüp; gıyabında küstü. Düşündükçe aklına ölenler geldi. Kendi kendine “Ya öldüyse” diye düşündü. Sonra; “Hayır, hayır” diye kendisini teselli etti. Gözü yola kaydı. gelenlerin arasından çıkacağı ümidini hep diri tuttu.

Vakit ilerlemekte, sıkıntısı artmaktaydı. Arayacaktı. Düşünüyordu. Ama evleri “Çadırkent’e” uzaktı. Babasını bekleyecekti. Babası; kurtarma ekibinde ambulans sürücüsüydü. Ne zaman geleceği belli bile değildi. Sıkıntı vardı. Çaresizlik vardı. Bir de “Ya öldüyse” diye dürten düşünce vardı. Her geleni babası; her koşanı sevgilisi gibi görmeye başladı.

Bütün ümidini babasının gelişine bağlamıştı. Düşünürken birden babasının ambulanstan indiğini gördü. Hem sevindi hem tiksindi. “Sevgilimin cenazesi mi geldi” diye geçirdi içinden. Babası yanlarına gelince boynuna sarılıp ağlamaya başladı. Adamcağız neye uğradığını şaşırdı. Daha “ne oldu kızım” demeye fırsat kalmadan “baba rica etsem , beni eve götürür müsün? Çantamı ve telefonumu almak istiyorum.

Eve girmek için görevlilerden izin aldılar. Sanem korkarak ve koşarak yukarı çıktı. İkinci katın kapısı hala ilk günkü gibi açıktı. Kendi odasına yöneldi. telefonunu aradı çantasında. Telefon kapanmıştı. Batarya bitikti. Hemen aşağı indi. Çadır kente gelinceye kadar kalbi yerinden  çıkacak gibiydi. Çadır kentte cereyan  vardı. Bataryanın yeterli güce ulaşmasının ardından; telefonu açtı. Onlarca arama ve ileti vardı. Arayanlar arasında sevgilisi yoktu. Üzüntüsü biraz daha arttı. Aramamıştı. Sonra iletileri okumaya başladı. Bir çok iletiyi okumadan geçti. Bin umutla sevgilinden gelen iletiyi arıyordu. Bir an durdu. Nutku tutuldu. Yeni bir zelzele oldu körpe bedeninde. “GÜLÜM KAFEDEYİZ. KURTARILAYI BEKLİYORUZ. DUA ET…”

Ölmek istedi. Olmadı. Gizli sevdasını içine gömdü. Ölenle ölünmüyor…

www.raifaras.30.10.2002

YARISI BENİM1

 

…**ESKİTENDİ…

ESKİTENDİ

Zühre hep hasrette kaldı,
Selbiyi yollara saldı,
Şimdi sevmek günlük oldu,
O sevmeler eskidendi.
—Eskidendi; eskidendi,
—O sevmeler eskidendi,
—Erciş’ten bir kızı sevdim,
—O da ömür eskitendi.

Mecnunu düşürdü çöle;
Keremi çevirdi küle,
Yine sevdik bile bile,
O sevmeler eskidendi.
—Eskidendi; eskidendi,
—O sevmeler eskidendi,
—Erciş’ten bir kızı sevdim,
—O da ömür eskitendi.
(—Ömürden gün eskitendi.)

www.raifaras.com 01.01.2015

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

İ.İSTASYONU

…**ŞARKILAR AĞLAYACAK…

Yollarına bakmaktan kan çanağı her gözüm,
Bedeline razıydım; seni kıran her sözün,
Senden hatıra kalan hüzün dostum olacak,
Tebessümlere bile; inat edecek yüzüm,
—Aldı başını gitti bütün mutlu günlerim,
—Bana hatıra kalan bir tek senli dünlerim.

Yıldızlarda olsan da sanma senden gidenim,
Karabasanım olur; hatıralarım benim,
Adın her geçtiğinde; şarkılar ağlayacak,
Ve benden çok uzakta yaşasa da bedenin.
—Aldı başını gitti bütün mutlu günlerim,
—Bana hatıra kalan bir tek senli dünlerim.

Umudum vardı inan; sandım geri gelirsin,
Bensiz gecelerine; börtü böcekler girsin,
Gidişinin ardından huzurum olmayacak,
Bunu da sen herkesten; daha iyi bilirsin,
—Aldı başını gitti bütün mutlu günlerim,
—Bana hatıra kalan bir tek senli dünlerim.

www.raifaras.com 20.08.2013

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

GS.4

…**DENEME…66

HASRETİN KIZI

Yer yüzünde insanlar kendi aralarında muhakkak ki eşit değildirler. Uzuna karşı kısa; beyaza beyaz tenliye karşı esmer tenli; dişiye karşı erkek; yaramaza karşı uysal, çalışkana karşı tembel; zengine karşı fakir birileri mutlaka vardır.

Bir insan diğer bir insanın eksiğini vererek ya da fazlasını alarak hayatın devam etmesine vesile olur. Yalnız yaşayıp kendine yetmek diye bir varsayım vardır. Kendine yetebilir. Fakat sosyal hayatın gereği, yanında birilerini ister.

İhtiyaç duyulan hizmetler; bazen bireysel bazen de ailece verilir. bu hizmetler genelde ihtiyacı olan ailelerin, muhtaç olan ailelerden yararlanması gibi görülür. Burada bir nüans vardır oda; bu ailelerin haklarına razı olmalarıdır.

Böyle toplu hizmet sunumları ya yerleşim yerlerinde, ekonomik yönden güçlü olan ailelerin yanında çalışmakla; ya da mevsimlik işçi tabir edilen ailelerin verdiği hizmettir. Yurdun her tarafında bu tür aile ilişkileri vardır.

Gaziantep yöresinde, fakir (hizmet sunan) ailelerin kadınlarına muhtaçlıklarını ifade eden “Hasret” yakıştırması yapılır. Genelde de “Bizim Hasret” diye cümleler kullanılarak sahiplenme ifadesi kullanılır.

İnsana en büyük sürprizi zaman yapar. Bu kaçınılmazdır. İstendiğinde olmayan ama istenmediğinde meydana gelen bir sürü olay vardır. Bunun önünde durmaya hiç bir canlının gücü yetmez. Bunlara tesadüf deyip kabullenilir. Bu tesadüflerden biri de “Hasret”lerden birinin gelmiş.

Yörenin zenginlerinden birinin hanımı ile  başka bir evin “Hasret”i birlikte doğum için hastaneye kaldırılmış. Fakat zengin kadının kızları varmış. Oğlu olmadığı için kocası yeniden evlenmeyi düşünüyormuş. Zengin kadın parayla bir hemşireyi kandırarak; doğacak çocuğunun kız olması halinde, başka bir erkek çocukla değiştirilmesini garanti altına alarak doğum odasına gitmiş. Bu korktuğu da başına gelmiş. Yine kız çocuğu doğurunca ebe hanım hemen görevini yerine getirmek isteyince de “Hasret”in oğluna denk gelmiş. “Hasret”e de kızı olduğunu söylemişler.

Her şeyden habersiz zaman geçtikçe çocuklar büyümüşler. Zenginin oğlu kendi öz babasının “gündelikçi ruhunu”, “Hasret”in kızı da öz annesinin maharetliliğini sergilemeye başlamışlar. Bu farklılıklar aile fertleri ve aileyi tanıyanlarında dikkatlerini çekmiş. Oğlan tam bir gündelikçi amele tipi, kız ise tam bir saray hanımefendisi havasında. Bu kız zengin kadının dikkatini çekmiş ve kızı çok beğendiği için oğluna istemeye karar vermiş. Aileler arasındaki uçurumu bile bile lades demiş. Çünkü bu kızın; tembel oğlunu kontrol edebileceğine inanıyormuş. Kız annesine haber göndermiş. Fakat işin garip olan tarafı; kız annesi zengin kadına geri haber göndererek “kızını onun tembel oğluna” vermeyeceğini bildirmiş. Gerçekte kızın öz annesi olmadığını ve oğlanında kendi oğlu olduğunu bilse durum değişir miydi acaba.

Değiştirme olayından haberi yoktu “Hasret”in. Böyle becerikli bir kızın; zengin olmasına rağmen tembel ve uyuşuk birine verilemeyeceğini bütün kız annelerine anlatmaya çalışmış.

İnsanların konumları ne olursa olsun, “Hasret” gibi yürekli, doğru ve geleceği gören bir gönül gözünün olması lazım. İş, her zaman hak edene verilmeli. Kutluyorum Hasret.

www.raifaras.10.09.2000

YARISI BENİM1

 

 

…**LEKE…

LEKE

Ağlayıp hayata göz açtığımda,
Sen alın yazıma düşmüş lekesin.
Mutluluğa doğru her kaçtığımda,
Sen alın yazıma düşmüş lekesin.

Hiç bir acı geçmez gitmez bir anda,
Kıymeti yok gül de açsa hazanda,
Kirin bile kirlendiği zamanda,
Sen alın yazıma düşmüş lekesin.

Bir gün yolcu olsan bulunu hancı,
Ben olmuşum senin için isyancı,
Özledim demişsin bir de yalancı,
Sen alın yazıma düşmüş lekesin.

Mazlum zulmü görse oturur susar,
Sevmeden sevilen her gün kan kusar,
Güneş nerde doğsa orda ay küser,
Sen alın yazıma düşmüş lekesin.

www.raifaras.com 03.01.2015

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

İ.İSTASYONU

…**UNUT GİTSİN…

UNUT GİTSİN

Naz ettik; söz dedik bel ki kırıldık,
O günleri unut; gitsin arama.
Seni seviyorum derken yorulduk,
O günleri unut; gitsin arama.

Eski düşlerinle girme savaşa,
Kadere isyanı düşünme boşa,
Yaşlanan dünleri al dök ateşe,
O günleri unut; gitsin arama.

Bir şeyler bölmesin bu sevgimizi,
Paylaşalım kalan; günlerimizi,
Yıllar çalıp gitti; gençliğimizi,
O günleri unut; gitsin arama.

Ben unuttum sende poyraz gibi es,
Alıkoymaz beni; yalancı heves,
Ölüm çok yakında şahit son nefes,
O günleri unut; gitsin arama.

www.raifaras.com 04.01.2015

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

 

…**AĞLASIN…

AĞLASIN

Bir heves uğruna terk ettin beni,
Kendi hatasına yanan ağlasın.
İntizar ederek anarım seni,
Yalan sözlerine kanan ağlasın.

Gözün hiç değmesin sevda gülüne,
Azrail çağırsın her gün ölüme,
Benden arta kalan kalleş gönlüne,
Sana her sevgiyi sunan ağlasın.

Kavalın sesinde, namede; ır da,
Şakakta toplanan üç beş tel kırda,
Yüzüne baktıkça beni hatırla,
Can diye seslenen canan ağlasın.

Beni sensiz eden heves uğruna,
Acının rengini sür dudağına,
Mutsuz günlerinin çık doruğuna,
Onu sevdiğini sanan ağlasın.

Sen bana çok gördün deli sevdayı,
Kararttın dünyamda güneşi ayı,
Her anne kaldırmaz bu bedduayı,
Sana yavrum diyen anan ağlasın.
–Ağlasın ağlasın anan ağlasın.
–Can diye seslenen canan ağlasın.

www.raifaras.com 06.01.2015

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

İ.İSTASYONU

…**SÖZ OLSUN…

SÖZ OLSUN

Yıkılsın gönlünün nazdan duvarı,
Bizim aramızda söz olsun yeter.
Al benim ömrümden yazı baharı,
Bende bir kış bir de güz kalsın yeter.

Sevmeye varmışın bunu bilemem,
Adını gizledim; asla söylemem,
Senden başkasına sırrımı demem,
Yüzüne bakacak yüz olsun yeter.

Ömürden gün aldım ömrüne kattım,
Ben bu dört duvara seni anlattım,
Sevgiyle beslenen aşklar büyüttüm,
Yeter ki gönlünde iz olsun yeter.

Ben seni yıllarca bekledim durdum,
Uğruna kendimi yollara vurdum,
Senin hayalinle bir dünya kurdum,
Raif’in içinde giz olsun yeter.

www.raifaras.com 07.01.2015

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

İ.İSTASYONU

 

…**Dİ/YORUM/DA…

Dİ/YORUM/DA

Nazım’a inat ettim; nesir oldu hayatım,
İhanete saydım hep; aldığı her nefesi.
Kendimi tanımadan küsmekti kabahatim,
Uzaktan hoş gelir ya; kulağa davul sesi.

Gördüm türlü yobazlık türlü hokkabazlık var,
Vatan, millet diyerek; bana üste beş sayar,
Söker temel taşını; devleti içten soyar,
Tanımayan zanneder; iman dolu kafesi.

Çamur atmak çok kolay tutmasa kalır izi,
At izine kaşımış; yollarda köpek izi,
Binbir tilkilik yapar; tanımayız dinsizi,
İçi haram doluyken açlık kokmaz nefesi.

Herkes biraz otursun; pay çıkarsın kendine,
Sahip çıkayım derken; zarar vermesin dine,
Bu ülke hepimizin; verilmemiş zengine,
Üç metrelik kefeni; bulmadı kaç tanesi.

Yaratılmış mahlukat; insanlığın emrinde,
Bölünmeye gerek yok; ülkenin bir yerinde,
Büyük olun affedin; suçu üç seferinde,
Neden günah dolsun ki; ömrün sevap hanesi.

Korku koymayın sakın; sadakatin adını;
Bölüşmekten korkmayın; yaşamanın tadını,
Laz, Çerkez, Kürt, ya da Türk; öldürsün inadını,
Hangi ölümün bizde; kalmamıştır ki yası.

www.raifaras.com 07.01.2015

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

İ.İSTASYONU