…**ESKİ YAZILARIM 2014/15…

10 KASIM 2014/PAZARTESİ

 

VAN GÖLÜ ÇOCUKLARI

Sokağa her çıktığımızda mutluluğumuz tavan yapardı. Kendi evimizden daha rahattık desem; abartmış olmam. Bütün konu komşu çocukları toplanırdık. Tabi ki mutlu olmamız lazımdı. Çünkü bu kadar arkadaş kalabalığı ile hiç bir eve sığmazdık. Üstelik oyunlarımız böyle daha zevkli oluyordu.

Ne kadar güzeldi o birliktelikler. Herkes herkesin arkadaşıydı. Kızlı erkekli oynadığımız oyunlar da vardı; ayrı ayrı oynadığımız oyunlarda. Arkadaşlar arasında her hangi bir anlaşmazlık ve kapışma olduğunda bizleri barıştıran arkadaşlarımız vardı. Eve kırgın ya da dargın varmak yoktu. Büyükler bizim kavgalarımızı görmezdi. Görse bile görmezden gelirdi. “ Çocuk; köpek aynıdır. Boğuşurlar ama aynı kaptan yemek yemeyi severler” derlerdi. Her şeyi kendi aramızda çözebilme sorumluluğu yüklemeye çalışıyorlarmış ama geç anladık.

Akşam ezanı okunmadan girmezdik evlerden içeri. Çoğumuzun evlerinde tandırlar yanardı gündüzden. Annelerimiz, işleri bitince büyük yağ tenekelerinde ya da çamur küplerde su bırakırdı tandırın içine. Kalan közde bu sular ısınırdı. “Çal” dediğimiz sallardan yapılmış banyolarda ya da tandır evinin en “Halvet” yerinde demir/sac leğenler içinde yıkanır paklanırdık…

 

 

11 KASIM 2014/SALI

Yemekten sonra, bir oyun faslı da oturmaya gelen misafir çocukları ile başlardı. Gece yarılarına kadar otururdu herkes. Sohbetlerin en koyusu demlenirdi. O petrol/gaz lambalarının ışığı altında bile herkesin yüzündeki tebessüm görülürdü.

Büyüme, okul çağına gelme ve gençlik yılları insan hayatında; eminim ki en önemli dönüm noktasıdır. Tabi on iki eylül gelinceye kadar…

Büyüdükçe oyunlarımız; oyun alanlarımız, arkadaşlarımız da değişti. Ölçü girdi hayatımıza. Gözetme; kollama girdi. Sahiplenme girdi duygularımıza. Büyüklerimizin bizi takibi, uyarmalar girdi konuşmalarımıza. Karışmalar başladı kavgalarımıza. Bizim yüzümüzden ailelerimiz kırıldı eski dost ve komşularına. Ama her şeye rağmen, aileleri barıştıran dost ve komşular hep vardı ardımızda. Akşama kalsın istemezdik dargınlık ve küskünlükler. Hele yaz geceleri ay ışığı olduğunda yatıncaya kadar dışarılarda oturulurdu. Bambaşkaydı gençlik yılları.

Yeni evler kurduk evlerimizin yanına, belirli bir zamandan sonra. Çoğumuzun oyun oynadığı yerlerde çocuklarımız oyun oynadı. Bizlerin evleneceği arkadaşları seçtiği; kolladığı, koruduğu, sahiplendiği yerlerde şimdi çocuklarımız var. Zaman öyle çabuk geçmişti ki; her şey dün gibi… Öyle olmasını, kalmasını ne kadar çok istiyorum…

 

12 KASIM 2014/ÇARŞAMBA

Çocukları barıştıran arkadaşları, komşuları barıştıran dostları, aileleri barıştıran yöre büyükleri hep olsun isterim. Saygı, sevgi; kadir, kıymet ve insana insan değeri verilen bir dünya hep olsun…

Hatırladığımız birçok ölümlük darbeli kavgalar ve hatta ölümler var. Tüm bu hata ve yanlışlardan döndüren; başka yüreklerin yanmasını istemeyen aile büyükleri gördük. Kavgalıları barıştırmayı görev sayan, bunun için kendi cebinden katkı sunan büyüklerin tekrar olmasını istiyorum; özlüyorum.

Mahallede kavga olsa onları diğer mahalleliler, köyde kavga olsa, onları diğer komşu köylerden gelir barıştırırlardı. Barışmak ya da barıştırmak için gidenler; yanlarında eşlerini de götürdüklerinde, o barışma mutlaka olur tatlı sona bağlanırdı. Çünkü kadının başındaki örtü, “Peygamber sarığı” gibi/olarak kabul edildiğinden toplantılarda misafir kadınlardan biri başını açmak istediğinde bütün her şeylerden vaz geçilerek barış olurdu. Bu, kadına verilen apaçık bir değerdi aslında.

Hangi konuda olursa olsun, dayanışma her zaman güç kazandırır. Dayanışmanın temelinde saygı ve saygı yatar. Saygı ve sevgi kişinin kendisine verdiği değerle ölçülür. Kendine saygı duymayan başkasına da duymaz.

Çocukları seven; gençleri kollayan, kadına saygıdan yola çıkarak kocaya değer veren insanlarımız vardı.

G. DÜŞENLER

…**AFORİZMA 2014/43…

08 KASIM 2014/CUMARTESİ

 

_ “Sensiz olmaz diye ağlayanlar; sekiz bin yedi yüz altmış saat sonra dönüyorlar. Hala anlamış değilim…”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

09 KASIM 2014/PAZAR

 

_ “Bir gün mutlaka benim olacaksın diyen sevgilinin diğer günleri merağımı” celbediyor…”

G. DÜŞENLER

…**ŞARKILAR SENİ SUNDU…

07 KASIM 2014/CUMA

 

 

 

 

 

 

 

 

ŞARKILAR SENİ SUNDU

Şarkılar seni sundu dillerde vardı adın,
Tam seni gömdüğüm gün dönüp geldin ağladın.
_Saydıkça dünlerimi artıp duruyor derdim,
_Tutup umutlarımı yağmurda sele verdim.

Seni hangi mevsimin rüzgârına sorayım,
Sen git ben de derdimi anılara sarayım.
_Saydıkça dertlerimi bir bir artıyor derdim,
_Tutup umutlarımı akşamlar yele verdim.

Naz ettin oyaladın tebessümlerin yalan,
Yeni biri var bu gün sen kendi haline yan.
_Saydıkça dünlerimi dürtüp duruyor derdim,
_Tutup umutlarımı başka bir güle verdim.

G. DÜŞENLER

…**AŞKINDAN SÜRGÜNLERİM…

06 KASIM 2014/PERŞEMBE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AŞKINDAN SÜRGÜNLERİM

Yollarına kar yağsın; sensiz gelen günlerin,
İçimde ukdesi var; geçip giden dünlerin,
Bu sonbahar akşamı gel de son bulsun artık,
Yüreğime yer etti; aşkından sürgünlerim.

Felek hep düşeş attı; bana şeş beş az geldi,
Baharlara doymadım; ya z görmeden güz geldi,
Bu sonbahar akşamı burda son bulsun artık,
Sabahları zor ettim; akşamlarım tez geldi.

Islandı göz pınarım; gürleyince bulutlar,
Arandı deli gönül çiziliydi hudutlar,
Bu sonbahar akşamı öl de son bulsun artık,
Sayende öldü inan; sana olan umutlar.

G. DÜŞENLER

…**GİT DEDİĞİNDE…

05 KASIM 2014/ÇARŞAMBA

 

 

 

 

GİT DEDİĞİNDE

Her şey geride kaldı,
Bırak git dediğinde.
Aşkı başkası aldı,
Bırak git dediğinde.
_ Bırakıp gittim senden,
_ Canım yanıyor dünden.

Bırakıp gittin dünde,
Acılar kaldı bende,
Beni hiç düşünmedin,
Bırak git dediğinde.
_ Bırakıp gittim senden,
_ Canım yanıyor dünden.

Bina kurdu ayrılık,
Aşkımızın üstünde,
Senle uzakta kaldık,
Bırak git dediğinde.
_ Bırakıp gittim senden,
_ Canım yanıyor dünden.

G. DÜŞENLER

…**NEDEN ANLATTIN…

04 KASIM 2014/SALI

 

 

 

 

 

 

NEDEN ANLATTIN

Adın bende saklı kalsın demiştim,
Gelene gidene neden anlattın.
Ben senin adını sevda bilmiştim,
Gelene gidene neden anlattın.

Aklıma gelmezdi günün birinde,
Kaç damla gözyaşı kalır elimde,
Şimdi rezil oldum elin dilinde,
Gelene gidene neden anlattın.

Demiştim gizli tut; ihanet etme,
Bir söz açılınca peşinden gitme,
Aramızı bozdu yaşadı fitne,
Gelene gidene neden anlattın.

Kendin gibi bildin gülen herkesi,
Kırk perde yüksekti fitnenin sesi,
Bak gözünde kaldı aşkın hevesi,
Gelene gidene neden anlattın.

G. DÜŞENLER

…**SEVMELER GÜVENMEKTİR…

03 KASIM 2014/PAZARTESİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SEVMELER GÜVENMEKTİR

Gözlerime bakıpta cesaret vermiyorsun,
Çok seviyorum dedim beni anlamıyorsun,
Gitmeliyim dedikçe oturup ağlıyorsun,
Bu nasıl bir çelişki bu nasıl bir sevmektir,
Biliyorsun bir tanem; sevmeler güvenmektir.

Ellerine dokunsam tiril tiril titrersin,
İstiyorum gözlerin bana bir umut versin,
Gitmeliyim dedikçe gitme sakın kal dersin,
Bu nasıl bir çelişki bu nasıl bir sevmektir,
Biliyorsun bir tanem; sevmeler güvenmektir.

G. DÜŞENLER

…**AFORİZMA 2014/42…

01 KASIM 2014/CUMARTESİ

 

_ “Siz saklasanız bile gözleriniz töhmeti anlatıyor. Unutmuyorum…”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

02 KASIM 2014/PAZAR

 

_ “Gitmeye hasret kalsın buralardan; beni burada tutan yüreğin…”

G. DÜŞENLER

…**ESKİ YAZILARIM 2014/14…

30 EKİM 2014/PERŞEMBE

 

 

 

 

 

 

 

 

DOSTLAR

Cana; can değerinin verildiği, bir gülüşe vurulup bir siteme ölünen; saf ve temiz Anadolu insanlarının arasında geçen ömür, sırça köşklerden bir eli yağda; bir eli balda ya da vur patlasın çal oynasın diye yaşanan ömürden kıymetlidir…

Dost olmak, dost kalmak Anadolu insanına has bir özelliktir. Art niyet aranmadan korunan, kurulan bir müessesedir.

Dostum demek; namus hariç her şeyini paylaşacağı biri var demektir. Gözü arkada kalmayacak bir güven abidesi varlığa inanmaktır.

 

 

31 EKİM 2014/CUMA

 

 

 

 

 

 

Muhtarın evinden başlayıp imam, köylü ve kiralanmış çobanın evine varıncaya kadar; her evde kaç kişi, kaç kadın; kaç erkekli bir aile olduklarını herkesler bilirdi. Kınamalar, küçük görmeler, görmezden gelmeleri hiç kimsenin kabul etmediği, yardımdan kaçanın herkesin içinde deşifre edildiği, herkeslerin öbür ailenin bir ferdi gibi yaşadığı, kendini öyle görüp hissettiği dostluklar sayesinde herkesin yüzü gülerdi. Dolayısıyla bu güler yüzün verdiği enerji herkese yansırdı. Eskiden kapılar kilitlenmeden yatılırdı.

Mahalle aralarında, köy meydanlarında, dam üstlerinde, basmalıklarda ve çimenlik alanlarda

“gele gele” , “topagaran” , “battı battı” , “eşim eşim” , “çıtkor” , “kappo” ile tandır evlerinde, köy odalarında “kumgustil” , “vız vız” , “tura” vb. oyunlar oynanırdı. Oynayıp yorulduktan sonra, her şeyi orada bırakıp deliksiz bir uykudan sonra sabah yeniden doğan dostluklarımız vardı.

G. DÜŞENLER

…**ESİR ALDI..

29 EKİM 2014/ÇARŞAMBA

 

 

 

 

 

ESİR ALDI

İçin acıyorken unut diyorsun,
Gençlik yıllarımın düşü sevdiğim.
Seni sevdiğime söz ediyorsun,
Yanan yüreğimin başı sevdiğim.

Beni yaraladı yaptığın hile,
Bilseydim sevmezdim ben bile bile,
Bütün bir hayatım olacak çile,
Gözümde hasretin yaşı sevdiğim.

Tükendi baharlar tez geçti yazlar,
Hazanı gördükçe yüreğim sızlar,
Üşüttü gönlümü gizli ayazlar,
Dört mevsim gönlümün kışı sevdiğim.

Seni esir aldı zevkin gafletin,
Karşına dikilip dursun hasretim,
Elimde çürüyor dönüş biletim,
Bende çatlar sabrın taşı sevdiğim.

G. DÜŞENLER