…**DENEME…65

ÖYLE DÜŞÜNMEK

Hüzün gördüm yüzünde.

Tavırların isyankar, ruhunda teslimiyetçilik. Yüzünde hüzün… Bunu görmek; yüzünde hüzün görmek, ruhu firara vermek ve sevgiyi “bir başkası” gibi yürekte tutmak ya da “ayaklara sermek” gibi bir şey.

Duygusallık değil benimkisi. Bir şeyler yakalamak. Bilirim, insanların iki dudakları arasında iki dünya saklıdır. Ya birlikte yaşamaktan yana cümle sunarlar ya da hayatı karşısındakine zindan edecek bir kelime lütfederler. Ne acıdır ki kaprislere yenilmenin bedeli ağırdır.

Hayata yanlış yerden, yanlış zamanda bakmışım. Belki de herkeste gördüğüm veya her hangi bir harekette aradığım budur. Hareketlerle anlatmaya gerek yoktur. Bana söylenen her şeyi anlayabilirim…

Dünü bir yerde bırakıp bu günü yaşamak. Bir şeylerin tadına varmak. Bunlar için bir şeyler vermek. Bir şeyler ödemek lazım. Aksine bedelsiz değersizdir.

Böyle düşünüyorum.

www.raifaras.10.05.1998

YARISI BENİM1

…**DENEME…64

ÖTEKİ YARIM

Tesadüfen ya da çocukluktan gelme tanışıklıklar vardır. Hangi halde olursa olsun, en mahremlerimiz bize özeldir. Bu çocuklukta, gençlikte ve evlilikte yine mahremdir. Paylaşılmaz…

Bir şeyleri, bir yerde ya da bir şekilde saklayarak evliliğe kadar getiririz. Bu güne kadar hiç kimseye söylenmeyen, anlatılmayan, gizli tutulan; hepsi değilse de bir çok fiziksel mahremiyetler Paylaşılır. Duygusal mahremiyetler varsa da gündeme getirilmez.

Evlilikler, iki ayrı dünyanın; iki farklı bedenin aynı arzu ve isteklere cevap verecek biçimi almasıyla oluşur. Günü birlikteliklere benzemez. Bu tür günübirlik yaşantılar bu bakımdan hoş karşılanmaz. Ne kadar açık düşünen olsa bile mutlaka sahiplenme duygusu baskındır. “Eşim” demek ve belirtmek gereği duyar. Bu da yaşantımızın bir düşene bağlı olması gerektiğini, bir çatı ve dört duvara ihtiyaç duyulduğunu ve tekliliği her zaman önemsediğimizi gösterir.

Evlenen iki insan; yabancı ve farklıdır. Bu yabancıların arasına üçüncü bir yabancı olarak “nikah memuru” girer. Beraberliğin, birlikteliğin hiç bir şartta bozulmayacağına; tabiri caizse “elin oğluna” söz verir. Yabancıya verilen söze itaat edilir.

Beraber geçirmeye söz verilen bir ömür vardır ortada. Kaçarı yoktur. Hele de “bar”lanmışlarsa… “Öteki yarım” diyecek kadar güven ve bağlılık vardır artık. Tam aksine “elin oğluna” verilen sözden sonra çıkabilecek anlaşmazlıkta da” öteki yarım” diyerek kesip atmak var.

Ailenin bireylerinden beklenen uyum gerçekleşmelidir. Bu umut edilir ve beklenendir. Aksi; yuvanın dağılması ve ayrılıktır. Eşler birbirlerine güvenip “öteki yarım” diyecek ya da kızıp “öteki yarım” diyecek. Özlenen o ki “ya da” yı ortadan kaldırmaktır. 

www.raifaras.com 10.12.2011

Yarısı Benim 1

 

…**DENEME…63

KADER

Annesi, gönül verdiği, kendisinden yaşça büyük bir akrabasına kaçarak evlenmişti. Fakat bu evlilik hiç de umduğu gibi gitmemişti. Öyle ki intihar senaryoları bile hazırlıyordu. İş intihar durumuna gelince de hamileliğini anlamıştı. Bu hayat sonlandırma şansını da kaybeden annesinin çektikleri ne anlatmakla biter ne de yazılırdı.

Bir güz günü anne rahmine düşen Kader, bir yandan annesinin intiharını önlemişti. Öte taraftan yaşadığı hayatın devam etmesine de sebep olmuştu. Böyle bir tercihinde sebebiydi. Annesi; kıyamamıştı kendisiyle birlikte öldürmeye.

Doğumu; babası evinde olmayan Kaderin kaderi de böyleydi. Hayata sorunlu ve acılar içinde dünyaya gelmek. Uzun süre anneannesinin yanında kalan ve bakımları üstlenilen ana kız aylar sonra tekrar evlerine dönmüşlerdi.

Evin büyük hanımı bir türlü kabullenememişti bu kaderi. Elinden gelen tüm kötülük yollarına baş vuruyordu. Çok acımasızdı. yemeğinden vazgeçmişti; sade kuru ekmeğe bile razıydı anne. Kızına bir yudum süt olur diye…

İki yıl sonra, her şeye rağmen yine hamile kalmıştı anne. Bu sefer devreye giren hatırı sayılır insanların uygun gördüğü yerde bir ev yaparak yeni eşini ve  kızını oraya yerleştirmişti gönül verilen akraba.

Evlenme yaşına gelmesine rağmen, her gün eziyet gördü evin büyük kızı. Anne; ölüp kurtulamadığının, kalıpta çektiği eziyetin sebebi olarak hep kızını gördü.

Gün evlenme vaktine varınca da, kaderin yeni bir cilvesini gördü Kader. Hiç sevilmediği, eziyet gördüğü ve dışlandığı üvey annesinin küçük kardeşiyle izdivaç yaptı. “Masallarda sinemalarda olur” denilen cinsten bir oyundu sanki.

Bireyler; kader(ler)ini belirleme şansına sahip değildir. Birey, istendiği kadar akıllı olsa bile böyle bir şansı yoktur. Zamanın neler getireceği ve nelere gebe olduğunu yine zamanı yaşadıkça görür.

Gün geldi. Şartlar oluştu. Ayrı evler bir çatı altına geldi. Bir samanlar saçları yolunmuş gibi dövülerek dışarı atılan annesi, şimdi evin çekip çevireni. Kızı da mutlu bir yuvanın dişi kuşu. Çoluk çocuk sahibi bir Kader…

www.raifaras.com 30.11.2011

YARISI BENİM 1

…**DENEME…62

 

VEFA

Koca kentin kalabalığında; güzellik ve zarafetle süslenmiş bedeni ile  akıl ve  güven içinde ilerlerken, yaklaştım ve yavaşça elinden tuttum. Neye dayanarak ve nasıl yaptım bilemiyorum.

Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Ayaklarımın yere değmediğini düşündüm bir an. Yürüyüş temposunu hiç bozmadan; parmaklarımı parmaklarının arasına yerleştirdi. Baş parmağımı kavrayarak sıkıştırdı. Hala konuşmuyordu. Sadece omuzunun üzerinden bana baktı. Tanışmıyorduk. Tepkisini merak ederken heyecanım daha da arttı. Hareketine yorum yapamıyordum. Bağırıp çağırmamıştı. Bırakıp gitmemişti. Yılların arkadaşı zannedecekti tanıyanlar. Cadde de biraz daha yürüdük. Sonra; ara sokaklardan birine yöneldi. Baş parmağımı çok sıkı kavramıştı. İstesem bile elimi alamazdım. Sokağın bir yerinde, aydınlatma direği ve süs bitkilerinin olduğu sakin bir yerde durdu ve beni adeta teslim almış gibi kendisi ve dükkanın vitrini arasına sıkıştırdı. Elimi bıraktı. Ölecek gibiydim. Biraz yüzüme baktı. Derin bir nefes aldı. Bana “Sen kimsin. Hangi cesaretle elimi tuttun. Canını yerde mi buldun. Bağırsaydım; seni beş paralık etseydim hoşuna mı gidecekti. Ben sokakta sevgili arayan yada tacize müsait birine mi benziyorum. Söyler misin. Şunu unutma; terbiyem müsaade etmediği için sana bir şey yapmadım. Elimi yıkarım; terin gider ve unutulursun. Bu da  böyle cesaretli insanlara layık değil. Söyler misin; deli divane misin yoksa, çok mu cesaretlisin…

Konuşmasını bitirince yutkunabildim. Anlaşılan güzel ve kültürlü birine çarpılmıştım. Kızgın ama yumuşak olması, beni biraz rahatlatmıştı. Ama cevap veremiyordum. Bir ara başımı kaldırdım. Gözlerinin içine baktım. Gözlerini kırpmadan bana bakıyordu. “Özür dilerim ve teşekkür ederim” diyebildim. Hafifçe gülümsedi. “O niye” dedi. Rahatlamıştım. “İnsan; onur ve haysiyetine bu kadar değer veren biri olarak seni rahatsız ettim. Ondan” dedim.

Biraz daha sakinleyerek “Ben buraların yabancısıyım. Üniversite de ikinci sınıfta okuyorum. Önce okulumu bitirmem lazım. Bana bağlanan umutlar yaşamalı. Benim ikinci bir hayata zamanım yok. Anlıyor musun beni. Gel sana bir çay ısmarlayayım, sakinleş” dedi bir çay bahçesine oturup birer bardak çay içtik ve ayrıldık.

Geride kalan; iki yılı aşkın zamanda sık sık karşılaştık. Merhabalaştık. Hatta samimi olduk. O okulunu  bitirdiği halde; saygımdan dolayı “Seni Seviyorum” diyemedim.

www.raifaras.com 11.11.2011

Yarısı Benim 1

…**SEYREYLE…

SEYREYLE

Kanımla yazmıştım mendile ismi,
Al artık her akşam otur seyreyle.
İçine koyduğum hatıra resmi,
Bul artık her akşam otur seyreyle.

Kimsede aramam sevda suçunu,
Hep yanmış bilirim mektup ucunu,
Bana yasaklanan her tel saçını,
Yol artık her akşam otur seyreyle.

Anlamı yok artık sarı yeşilin,
Ucunu kül tutsun yanan fitilin,
Kapısına ulaş sen Azrail’in,
Çal artık her akşam otur seyreyle.

Paylaş dostlarınla oturuşunda,
Bir deste gül getir son gelişinde,
Aşkına öldüğüm mezar başında,
Kal artık her akşam otur seyreyle.

www.raifaras.com 06.02.2015

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

S.SIĞINAĞI

…**BİR ŞİİR OKU…

BİR ŞİİR OKU

Bu gece,
Bir şiir oku bana.
İsterse hesapsız terk etmiş olsun,
Yaşadığı şehri.
Ya da kaç kez şahit olmuşsa ağlamalara,
Bütün baş kaldırılara meydan okusa bile…

Bu gece,
Bir şiir oku bana.
Dizleri dermansız kalan,
Bütün sevgileri anlatsın bıkana dek.
Ovada papatyaları, dağda kardelenleri anlatsın,
Ya da hazan rüzgarlarıyla anlatılan sevda sonlarını…

Bu gece,
Bir şiir oku bana.
Zemherilerin umarsızlığını,
Anlatsın beklemelerde üşümüş sevdalıları.
Fuzuliden, Ahmet Haşim’den, Karakoç’tan;
Hatta akrostiş yazma da olabilir…

Bu gece,
Bir şiir oku bana.
Hecesinde kendimi bulacağım kelimeler,
Cümlesine acılarımı gizlediğim.
Temasında özlemlerim, umutlarım;
Başlığında ikimizin adı yazılı olsun.

wwwraifaras.com 16.11.2016

M. AŞKLAR

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

 

…**NE VARDI YANİ…

NE VARDI YANİ

Ne vardı yani;
Çayın dem tuttuğu zamanları bölseydik,
En gevreğinden bir simitle.
Tut ki sevdalansaydık;
Tut ki ağlasaydık beraber,
Kime ne zararımız vardı.

Ne vardı yani;
Sevmeler karşılık bulsa,
Gülse bütün insanların yüzü,
Kin ve kan olmasa aralarda.
Tut ki kıskanmasak;
Tut ki mutlu olsak,
Kime ne isteriz ki başka.

Ne vardı yani;
Hüzünlü bir ayaz sarmasaydı şehri,
Çiğ düşmeseydi umutlarımıza,
Bir ömür sevgili kalsaydık.
Tut ki mevsimler şaşırdı;
Tut ki esir olduk,
Kime ne verebiliriz.

Ne vardı yani;
Yarım kalmasaydı hayat hikayelerimiz.
Tut ki üşüyor ellerimiz;
Tut ki korkuyoruz,
Kime ne faydası var…

wwwraifaras.com07.11.2016

M. AŞKLAR
c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

…**DENEME…61

NASİP

            Adam; telaşlı uzun adımlarla geçti sokağı. Sağa döndü. Caminin avlusuna girdi. Bankın üzerine ilişircesine oturdu. Sanki aniden kalkıp kaçacak gibiydi. Biraz soluklandı. Sonra kolundaki saatine baktı. Gün öğlen olmaya doğru ilerliyordu. Zamanın içerisinde ilerleyen insanlara bakarken daldı gözleri. Bilinç altına yerleşen telaşı, onu alıp götürdü dününe.

            Gurbete yeni çıkmış; zıpkın gibi genç bir delikanlıydı. İş bulmak için her kapıyı yokluyor, araştırıyordu. Fakat buraların yabancısıydı ve iş yoktu. Elindekilerde bitti bitecekti neredeyse. Her şey bir yana, aç kalmaya bile razıydı. Önemli olan otel parasını bulmak. Günün yorgunluğu omuzlarında; bilmediği bir sokağa daldı. Birkaç ev geçmişti ki; ikinci kattan bir bayan sesi duydu. “Evladım! Aşağıdaki çuvalları para karşılığında yukarı taşır mısın” diyordu. Bir an durdu. Emin olmak istiyordu. Yavaş yavaş başını yukarı doğru kaldırdı. Gerçekti. Bayan aynı cümleyi tekrarlamaya başlarken genç adam; omuzladığı gibi ikinci katı buldu. Bir, iki üç derken açlığın verdiği mecburiyetle bitirdi çuvalları. Son çuvalı götürünce kapının önünde bir sandalye üzerine konulmuş tepside bir tabak pasta ve bir bardak çay vardı. Bayan önce onları yemesini istedi. Padişah sofrasına konuk gibi oturdu sandalyeye ve ikramları yedi. Teşekkür ederken eline tutuşturulan banknotları saymadan ayrılıp gitti. İyi bir para olduğunu; cebinden çıkarıp otel parasını verirken fark etmişti.

            Yıllar onu hep gurbette tuttu. Çalıştı; didindi. Az da olsa bir emeklilik hakkı elde etti. Fakat yazgı değişmemişti. Yedisinde ne ise yetmişinde de aynı olurmuş derler ya, öyle. Yine çalışma kazanma derdinde. İkinci iş peşinde bu yaşta. Kirasını verse mutfak derdi var. Kirayı vermese evden dışarı atılma derdi var şimdiden sonra.

            Ezan sesiyle irkildi. Kendine geldi. “Namazdan sonra bir sokağa dalarım. Bel ki bir nasip çıkar” dedi ve abdest almaya başladı.

www09.09.2011raifaras.com

Yarısı Benim 1

 

…**DENEME…60

GÜN ÇEKİLDİ

Gün çekildi sokaklardan. Bütün renkleri de topladı götürdü beraberinde. Zaman uzun; karanlık silahını bana doğrultmuş. İçim acıların durağı gibi. Hava kurşun misali ağır mı ağır.

Yine kendimle kaldığım binlerce geceden biri. Sessiz mi sessiz. Her yer gözlerin gibi; kapkara. Hani söz vermiştin. Hani gitmeyecektin… Ardından ağlayan gözlerimin başka bir şansı mın var. Yalnızlığımda üşümemeyi; özlemleri kalemletmeyi öğrettin. Küf ve sigara kokusu sarıp sarmalamışken her yanı; gidişini kutlamak daha kolay. Her gece aynı şeyi paylaşıyorum. Dönüşün; umut sadece. Ama ben umudumu kaybetmiş değilim. Gidişlerin dönüşlerindeki müjdelerini severim. Seninle, yüreğimin en mahrem yerinde birlikte olmak için ayrılıklı zamanların bitmesini bekliyorum.

Bitmez bir aşk yaşayacağım; ayrılık biter bitmez…

www.raifaras.com 10.o8.2011

YARISI BENİM 1

…**DENEME…59

YOKLUĞUM VE HASRET

Gelmeyen ya da gelmeyecek umutlara bağlamam yüreğimi. Vakti de gecenin boğazına sarmam. Senin olmadığındaki dostumdur gece. İçime işlemiş sevdayı gecelerde yaşarım.

Ben; bir sevdama bir de sana tutkunum. Onunda yoksunuyum. Olsun. Başka yalnızlıklara fırsat yok. Paslı bölgeler oluşturamam yüreğimde. Ne karabasanlar girer uykularıma ne de katar katar acı trenlerine ezdiririm yüreğimi.

Göz yaşlarıma tutsak, iki dudağıma mahkum, bakışlarıma esir, duygularıma yenik ve yarınlarıma hasret bırakacağım seni.

İkimiz arasındaki ilişkiyi ister dere ve tepe, ister gece ve gündüz, ister aydınlık ve karanlık, ister deniz ve kumsal olarak adlandır. Bir sevdaya kurban yüreğimi hasretlere teslim etmeyeceğim.

Ah sol yanım!

sen yüreğimdeki sevdam. Sen; ismi yasaklanmışım. sen o sevdanın adını bilmesende; aşkın rengini yazdığım her şeydesin. Asla kirlenmeyecek umutlarım. Baştan aşağı, sağdan sola sensin. O sevdanın adı sen değilsen; beni yaşamıyorum say. Gözlerin gün yirmidört saat bende nöbet tutsa da; seni yokluğumla yakacağım.

www.raifaras.com 28.07.2011

YARISI BENİM 1