…**DENEME…48

PERDE

Gurubun kızıllığına inat; hasretin koynunda ölüm aradım.Ben seni en divane zamanlarımda sevmiştim…

şaiir son şiirini yazmamışsa, ressam kendini fırçalarda bulamamışsa ve ben arzularımı yaşayamamışsam hayat, tümden eksiktir.

Yokluğuna vurgın uzaklar; özlediğim yitirilmişliklerle dolu. Korsan bir sevda vardı yüreğimizde, dudaklarımızda yaşanmışlığı.

Her şiirde seni bulmak; sağanaklar da seni ıslanmak adına yaşıyorum. İnsankendi seçer yüreğine yakışanı. Başlayan her yeni gün, hayata merhabadır.

Yumruklarını sıkarak; yaşlara gömülünce dizlerinin üstünde, hep bir yalancı ve yabancı edasında zamanlar…

Demli çaylar büyüsünde iken gözlerin, benim en büyük armağanımdır seni sensiz yaşamak. İçimde bitmeyen bir öfkenin acısı var. Yangınların tarif edilemeyen allığı gibi.

Zamana bırakıp yaşadığımı, yeni bir ben olmaya çalıştım. Acıyı her türlü yaşamak adına, ardından tanımadığım yalnızlıklara sarıldım.

Gel! Sımsıkı sar beni; ısınsın yüreğimdeki ateş. gözlerine perde inmeden doğrunun…

www.raifaras.com 22.05 2005

YARISI BENİM 1

…**DENEME…47

ÖLÜRÜM SEVDALARIMDA

Dünün acıları dürtüp duruyor ruhumu. Huzur akrep gibi kendi kendini zehirliyor. Böyle yaşamak bıçak sırtında dans gibi. Dünyayı yeniden kurmak; ölüm tesirli sözdür kapkara zindanlarda.

Karanlığa sarılıp firari gecede, grinin tonları bulaşmış gök mavisine. Seninle alacalada tanışmıştık. İki ayrı biriydik; şimdi biziz. Lakin içimdeki ben yorgunum. Ah! Ah! acı dolu gün…

her gönül kendi yavuslusuna yanıktır. Yanlışsam seni sevme ihanetime say. İdamına razıyım. Ölümü değil, ölümleri hak edişleri sorgulamalı. Alnımın çatında birikirken ter damlaları…

Kara kalem, körpe yürek eline; ölümüne yürüyüş var. Sevdanı haykır dağlara. Kıtlık zamanı sevdanın; tebessümler tutsak. Hiç bir şey eski olduğu yerde değil. Elden ne gelir. Bakarsın bir gün ılık eser rüzgar; sarı gül kokusu getirir uzaklardaki mezarlıklardan. Doğumu ya da ölümü düşlesem ne çıkar. Yüzümde seni gizli sevdiğim yılların izi var…

Ayaz, tenlere değende; ölüm bekler ben bekleyemem… Bambaşka olmayacak hayatım; herkesin ki gibi. Hep ben ölürüm sevdalarımda, bir at başıönde dertlerim…

Görmelere mahkum; suskun anlatmalara. Tutkun ağlamara ve aynalara yasaklı bakışlar…

www.raifaras.com 25.03.2004

YARISI BENİM 1

…**DENEME…46

HÜZÜNDEKİ UMUT

Geçen hafta; eskiden çalıştığı okula gitti yüreği genç, saçları kırlaşmış adam. Bir süre; bahçe kapısında durup çevreyi izledi. Aklına o kadar çok şey geldi ki kendisi bile şaşırdı. Hiç boş vakti olmamış gibiydi. Sonra bahçede yürüdü. Bazı öğrencilerle tebessüm ederek merhabalaştı. Okuldan içeri girerken; içindeki heyecen biraz daha arttı. Kimler girmiş; kimler çıkmıştı bu kapıdan.

Herkesi ve her şeyi tek tek hatırlayarak merdivenlere doğru yürüdü yavaş yavaş. Saygı duruşu gibi basamaklarda ayrı ayrı durdu. Merdivenler bittiğinde, mesleğinin karakutusu olan eski odasının kaoısını gördü. Gözleri doldu bir an. Kendisini karşılayan genç meslektaşları bu halini görünce, çeşitli güzel sözlerle konuyu başka yerlere çekmeye çalıştılar. Ama odaklandığı noktadan koparmak kolay olmadı. Eski odasına götürüp masasına oturttular. Çay sohbet derken biraz rahatladı. Ama her şey gözlerinin önünden geçiyordu. Bir ara kalktı. Pencereden dışarıya baktı. Bu en çok sevdiği şeydi zaten. Öğrencileri kontrol ederdi. azan da sabırsızlanıp yol gözlerdi. Anlaşılan yine eskiyi düşünmeye başladı.

O gün öğlen yemeğini eskisi gibi okulda çalışanlarla birlikte yedi. Yemekten sonra, biraz daha dolaştı bahçede. Bir kaç yaşlı veli ile konuştu ayak üstü. Çok sevinmişti. Alaka ve ilgi umduğundan yüksekti. Üstelik her şey bıraktığı gibiydi adeta. Hatıralarını da tam tekmil sıraya dizdi yeni baştan. Hayatında eksik olan; giden ömrü ve sendin. Ayrılış vaktinde, gitmek istemiyordu ayakları. Yüreği razı gelmiyordu sanki. Yıllar sonra; buruk da olsa, her şeyi hatırlamıştı gözleri dolu dolu. Her yerde sen çıkmıştın karşısına. Yeniden gömmeye el vermiyordu yüreği.

Her şeyi ilk gördüğü gün gibi düşünüp, üstüne sinmişlik kokusuyla yarına kavuşabilme umuduyla ayrıldı.

www.raifaras.com 02.02.2002

YARISI BENİM 1

…**KARTVİZİT 54…

*ARTIK

Herkese toz pembeymiş; hayat bana kördüğüm,
Görenler sanacaklar ömrü dert ile kardık.
Sabah akşam her yerde gözlerinden öptüğüm,
Acı, sitem ve hasret; bırakıp gidin artık.

18.04 2013 www.raifaras.com

YARISI BENİM 2

 

…**KARTVİZİT 2…

*İZLER

Adımlayıp bırakma; etrafını denizin,
Bir dalganın ardında kaybolup gider izin,
Arkamdan atıp tutma pişamn olursun görsen,
Kan dolar gözlerine atar betin benizin.

28.04. 2012 www.raifaras.com

İPOTEKLİ BEDENLER

…** KİME GÖRE…DENEME

*Sıkıyönetimden yeni kurtulmuştu insanlar. Bilek zoruyla çalışanların etrafında yoksulluk kol geziyordu. Dengini bağlayan, çantasını kapan büyük şehirlere çalışmaya; gurbete gidiyordu. Herkesin gözü dışarıdaydı. Dışarıda umut vardı. Ekmek kapısıydı dışarısı. Burası Doğu Anadolu. Burada en zor sıkıyönetim aslında kış mevsimidir zaten. Sekiz ay keseden yemek zorunda insanlar. İki sıkıyönetim birden kalkmıştı. Elde avuçta olanlarda tükenmekteydi.  Kadıncağız kocasının gurbete gitme düşüncesine karşı çıkamazdı. Adamın içine sinmese de gitmekten başka çare yoktu. Eşiyle helalleşti. Çocuğunu öptü. Topladı çantasını ve sırtladı yatak dengini. ayrıldı evden. Amaç ekmek parası kazanmaktı.
*Bu ayrılık bir yıl sürdü. Ara da bir para gönderiyordu kocası. Eşi de gönderilen parayla idare ediyordu. Kocası bir yıl sonra geldiğinde yine hamile kalmıştı.
*Adam yine gurbetteydi. Çalıştı çabaladı bir yıl daha. Bir yıl sonra döndüğünde hanımı yin bir erkek çocuk doğurmuştu. Bir süre kaldı eşinin yanında. Ama yine gitmek zorundaydı. Bir sabah helalleşti ve evden çıktı. Öyleki gidişini bir çok tanıdığı bile duymamıştı.
*Bir iki gece sonra; evlerinin önüne gelen bir taksiden inenler kapıyı çaldı. Genç kadın içeriden ” kimdir o” diye seslenince gelenler hazırlıklıydı. Sevdiğini bildikleri birinin ismiyle hitap edince, kadın kapıyı açtı. Tanımıyordu gelenleri. Geri dönmeye fırsat bulamadan korkudan bayıldı ve olduğu yere yığıldı. Bunu gören gözü dönmüş kişiler, kadını kucakladıkları gibi getirdikleri taksiye bindirerek oradan uzaklaştılar. Sabahleyin çocukların ağlamalarını duyan vatandaşların haber vermeleri üzerine gelinin evde olmadığı anlaşıldı. Çocukları anneannesi aldı eve götürdü.
*Bir hafta sonra kendi zevklerine göre alıkoydukları genç kadını yine bir gece yarısı evinin yakınına bırakıp gittiler. Bu geçen süre içinde herkes gelinin kaçırılmasından ziyade, kaçtığına inamıştı. Bunun böyle olabileceğini düşünen kadın; sabah namazına doğru yakınlarında oturan babasının evinin önüne gelmeyi uygun buldu kendince. Namaz kılmak için camiye giden babası ile karşılaşabilirdi. Öyle de oldu. Fakat baba; kızını görmezden geldi. Bu hareket, “Sen benim kızım değilsin.” “Senden utanıyorum.” gibi anlamlara geliyordu. genç kadın çok üzüldü. Hıçkıra hıçkıra ağlarken, mahalleden başka bir amca onu görür görmez tanıdığı için alıp kendi evine götürerek hanımının ilgilenmesini istedi. Gelin başına gelenleri  anlattığında herkes ona inanmıştı. Çünkü onu tanıyorlardı. Fakat dönüş yoktu. Ya gidecekti buradan ya da öldürülecekti. Bu olaydan dolayı memlekete dönen eşi de kabul etmeyince yapacak bir şey kalmamıştı. Evine alan amca, töreyi bildiği için bir miktar para ve çocuklarını yanına vererek İstanbuldaki bir tanıdığının yanına gönderdi.
*Genç kadın istanbulda bir süre sonra iş bulup çalışmaya başladı. Onun şikayeti ve eşkal tarifi üzerine kendisini dağa kaldıranlar yakalanmış ve vceza almışlardı.
*Bir gün yine işe giderken yolda; kendisine tecavüz edenlerden birini gördü. Beyninden vurulmuşa döndü. Hemen adamın üzerine yürürdü. Elini adamın boğazlı kazağının yakasına attığı gibi hakaretler ederek ağlamaya başladı. Adamı çeke çeke polis karakoluna götürdü. Nöbetçi hakimle görüşmek istediğini belirtince, yapılan telefon görüşmesinden sonra hakimin yanına götürüldüler. Hakim, olayı dinledikten sonra “Hanım kızım, bu memlekette adalet var. Yasalar var. Bu yasalara dayanılarak devlet af kanunu çıkarttı. Bu adamı da affetti. Bizim yapacak bir işlemimiz yoktur.” deyince kadın hakime bağırarak “Sayın hakimim devlet bunu affetti. Peki benim namusumu kim affedecek. İki çocuğumla birlikte çektiklerimizin bedelini kim; ve bu kanunu imzalayan hangi devlet adamı ödeyecek. Bu memlekette adalet var dediniz. Kime göre adalet bu!..
*Sözünü bitiremeden; hakkını alacağını sandığı adalet sarayından,çaresizliğini ve utanmışlığını göz yaşlarına gömerek uzaklaştı.

www.raifaras.com.19.09.2006

İPOTEKLİ BEDENLER

…**SİLERİM…

SİLERİM

İsyanı bilmezdim ben bir günümde,
Sandım yalnızlığı yaşarım gider.
Yaşamak isterken kalan günümde,
Kalanı istersen bölerim gider.

Kendini kandırır garip bazısı,
Kader dediğimiz alın yazısı,
Bir ömür sürecek silme kazısı,
Acıyı acıya katarım gider.

Bu gönül acıyı dostu bilse de,
Kimse sevmese de beğenmese de,
Kalemim kırılsa tek bir celsede,
Herkese mutluluk dilerim gider.

Acıyı giydirdin inançlarıma,
Ateşten kor koydun avuçlarıma,
Sen aldırma benim göz yaşlarıma,
Elimin tersiyle silerim gider.

wwwraifaras.com10.02.2015
c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

S.SIĞINAĞI

 

…**UFUK…

UFUK

Bir düşüncedir bakışların;
Uzaklardakini görür gibi,
Sonra yolları sermektir ayaklarına…
Ufuklar kapanır yerlere;
Ardını görür gibi bakışlar,
Ardı sıra umutsuzluğun hüznü çöker;
Kalakalırsın orta yerinde hayallerinin…
Yollar birer birer kaybolur,
Ufkun aşılmazlığı büyür gözlerinde;
Sonra da tek kişilik hayatın dürter,
Uyanırsın kırk yıllık dev gibi…
Ufkun çizgisi kaybolur;
Acılar misafirliğe gelir akşamlık,
Bensiz saatleri yaşarsın.
Geçmişi giydirirsin odanın duvarlarına;
Ufkun seyrini ertelersin yarına,
Ufka ulaşsan da bu dünyada;
Ulaşamazsın umutlarına…

www raifaras.com 01.04.2013
 c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

İPOTEKLİ BEDENLER

…**ANLATILAN SEN…

Gözlerinin sessiz bıraktığı,gecelerin sevdası,
Papatya mevsimi geçti.
Deniz, hava ve sensizlik,
Kimin umurundayım ki…
Hasret;
Boğazımda yutkunamadığım bir lokma,
Özlediğim yitirilmişlikler var içinde…
Sana kırgınlığım;
Yumruklarını sıkmış bekliyor.
Yüreğim senli ağıtlara yanık,
O sevdanın adı ben olmazsam olmaz…
Yalan sevdaların yaşayışına kapılma,
Huzura söylenen her heceyi notaya bağla;
Araya yalan katma sakın,
Saçlarını toplayayım her öpüşün ardında…
Kızıllığı olabildiğnce artmış bir sarıda gün,
Gülüyorum ağıt yakışmaz diyenlere;
Her şeye rağmen tek hecedir sözüm; GEL..
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Yalvarmalarına götürdün yalancıların,
Ismarladın bulutların ağlamalarına;
Deli taylar ürkekliğindeki,
Zamanın kıyılarında;
Nöbetlere bıraktım geceleri,
Neler duymadım neler; bir bilsen…
.  . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Yutkunamadığım hasretleri kusacağım,
İçinde ben olmadığım sevda senin olsun.
Yeniden notalara dökeceğim;
Duygusal heceleri.
Ağıtlar yakmayacağım kalan günlerde,
Anlaki;
“Anlatılan Sen” yoksun kitabımda.

Sonbahardan başka mevsim tanımayacağım,
Yılların bendeki izlerine benziyor.
Yalnızlığın beni sarıp sarmalaması,
Gözlerinin yüreğime değmediğinden…
Olsun ne çıkar bun dan sonra,
Yaşanmış acıların bedelini ödeyeceğim
Bir vedanın ardından…

www.raifaras.com12.01.1993

İPOTEKLİ BEDENLER

…**GİDECEKSEN EĞER…

GİDECEKSEN EĞER

 

Ayrılığımızda bu birinci gün,
İsterim sevdamız büyüsün gün gün,
Gideceksen eğer anla halimi,
Ardından bu gönül hep yaşar sürgün.

Sürgün bir hayatın sonu ızdırap,
Sen kıble değilsin ol bana mihrap,
Gideceksen eğer tutma yolumu,
Ardından düşlerim olmasın serap.

Tutup ellerimden yüzüme bakma,
Gülüpte ardından gönlümü yakma,
Gideceksen eğer çalma gönlümü,
Beni dostlarıma mahcup bırakma.

Gidersen bu gönül öksüz kalacak;
Ardından gözlerim ufka dalacak;
Gideceksen eğer tutma elimi,
Ardından anılar beni yakacak.

www.raifaras.com 02.12.1992

İPOTEKLİ BEDENLER