…**GİDİŞİNİN ÜSTÜDEN…

GİDİŞİNİN ÜSTÜNDEN

Saymadım mevsimler kaç kez değişti,
Gidişin üstünden; yol aldı yıllar.
Gözüme cüzdanda resmin ilişti,
Gidişin üstünden; yol aldı yıllar.

Vaz mı geçmeliyim; bilemiyorum,
Seni sevdim bir kez dönemiyorum,
İstiyorum fakat; ölemiyorum,
Gidişin üstünden; yol aldı yıllar.

Gel artık desemde çok geçti zaman,
Anılar karışık; herşey toz duman,
İçim göz yaşımdan oluşmuş umman,
Gidişin üstünden; yol aldı yıllar.

Kaldırdım herşeyi; çatı katına,
Bindirdim gönlümü deniz atına,
Kopsada ardından tufan fırtına,
Gidişin üstünden; yol aldı yıllar.

Çokşeyi birlikte; aldı götürdü,
Ömrümün içine; geldi oturdu,
Yıllardır koynunda hep uyuturdu,
Gidişin üstünden; yol aldı yıllar.

wwwraifaras.com21.09.2009

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
 kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
GS.3

…**ADIN ÖZLEM…(YAZI)

Acıları tatmayasın diye; kendimle alıp gidiyorum derdi ve hüznü… Bir adımlık yol, bir yudum suyun hakkı varsa; helal et. Gam kasavet yere batsın! Yere batsın han; hamam!… Gözlerimin içine çizdim resmini. Gurbette senin özleminle her saat yollara çıkmalarını istemiyorum. Yalnızlığımı yıkmak istedim…  Baktığım herşeyde sen olacaksın. Gönlümdeki gibi…

Bu yolun dönüşü yok. Sıla; gurbet arasaında gidip gelmekle geçmez bir ömür. Gidiyorum.. Şimdi ben seni bekleyeceğim. Gözlerim yollarında kalacak yüreğimle. Bahar kadar taze; yaz kadar güzelsin…

Zamanı beklemekle geçirmeyelim. Hayal kurmakla bitmez bu emanet günler. Yalnız hayat ağır bir iş. Hayat yalnızları ezer. Sorulmaz hatıraları. Gelen vurur, giden vurur. Hayatın unuttuğuna; kuyu kazıp çelme takanlar çoğalır. Milyonlarca yıl geçti; değişmedi bu  gerçekler. Korkarım değişmez de… Bir başka değişmeyen de; gönül yarasının çaresizliği ve sana olan sevgimdir…

Mevsim dışı açan gül, nevruz, yasemin, orkide gibisin. Ben de seni mevsimsiz sevmiştim. Yılların farkına rağmen… Hatırlıyorum. İlk gül vermiştim o kış gününü anasın diye. Bende hala aynı güzelsin…

Sen ve aşkına kalbimde ayırdığım yer aynı kalacak. Ben; sendeki seni sevdim. Herkes her telden çalıp söyleyebiliyor. Bu  yaşamalar bana döre değil. Gördüm; edepsiz edebi yoldan çıkarmış…

Duyguların taa derininde; seni özlüyorum. Tanıştığımız yeri özlüyorum… Öptüğüm günü özlüyorum… Kucağında ölmeyi özlüyorum…Ben seni böyle sevdikçe; günler, aylar sürer sonbahara yolculuk.

Adın Özlem konmuş; ama sen özlem nedir bilmezsin ki…

wwwraifaras.com 30.12.2002

İPOTEKLİ BEDENLER

…**ELLERİMİN ARASINDAN…

ELLERİMİN ARASINDAN

Ne sana diyebildim; nede bir başkasına,
Avuçlarımdan aktı, senli yıllarım bir bir.
Saklanıp kaldım işte; adının arkasına,
Avuçlarımdan aktı, senli yıllarım bir bir.

Desem biri duyardı; üzülürdüm sonra ben,
Teklifi erteledim; sonra gelen günlerden,
Bir başkasını sevdin; sana ben diyemeden,
Avuçlarımdan aktı, senli yıllarım bir bir.

Avuç açtım dilendim, yaradanımdan an an,
Göz açıp kapamayla; geçti bir koca zaman,
Simsiyahtı saçlarım;şimdi beyazla harman,
Avuçlarımdan aktı, senli yıllarım bir bir.

Evimin saçağında; çoğaldı kuş yuvası,
İnan hiç değişmedi; badanası boyası,
Açık mezarım oldu; senden sonra burası,
Avuçlarımdan aktı, senli yıllarım bir bir.

wwwraifaras.com26.06.2009

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

GS.3

…**EL GİBİ GELDİN…

EL GİBİ GELDİN

Sevgide korkaklık ürkeklik olmaz,
Bir el gibi gelip geçtin yanımdan.
Şüphe; naz kaçarak mutlu olunmaz,
Bir el gibi gelip geçtin yanımdan.

Hani söz vermiştik ölene kadar,
Diyorlar ya sevgi bölüşsen artar,
Ben sana dedikçe gel beni kurtar,
Bir el gibi gelip geçtin yanımdan.

Ayazın, tipinin; karın içinde,
Bekledim gecenin bilmem kaçında,
Seni tanıdığım; halin içimde,
Bir el gibi gelip geçtin yanımdan.

Göz atıp yanıma gelirken dünde,
Elimde oynardın toyda düğünde,
Ne oldu bilmedim sana son günde,
Bir el gibi gelip geçtin yanımdan.

Küsme sebebini demedin bana,
Paslı hançer oldun bendeki cana,
Kin kusan gözleri çevirip yana,
Bir el gibi gelip geçtin yanımdan.

wwwraifaras.com30.06.2009

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
 kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
GS.3

…**BAKTIM OLMUYOR…

BAKTIM OLMUYOR

Baktım düşünmeden edemiyorum,
Seni yavaş yavaş sildim aklımdan.
Baktım ki işe de gidemiyorum,
Seni yavaş yavaş sildim aklımdan.

Fikr-u hayalimdeunutmak yoktu,
Gördüm faturalar hep bana çıktı,
Baktım ki düşünmek dünyamıyıktı,
Seni yavaş yavaş sildim aklımdan.

Ellerin; gözlerin; aklımı çeldi,
Bir senli rüyalar uykumu deldi,
Baktım ki saçlarım elime geldi,
Seni yavaş yavaş sildim aklımdan.

Sen gittin bu gönül benden kaçıyor,
Namertler konudan konu açıyor,
Baktım ki bir ömür boşa geçiyor,
Seni yavaş yavaş sildim aklımdan.

Kaderim bilmem ki nerde gülecek,
Benimle oynadın; bu acı gerçek,
Baktım ki bir anda; ağır gelecek,
Seni yavaş yavaş sildim aklımdan.

wwwraifaras.com22.06.2004

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
 kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

GS.2

…**DENEME …1

 

…AY IŞIĞI…

Merhaba yüzü güzel; gözleri puslum.
Bir gece, Yolda yakalarsa ay ışığı. Ya da uyku tutmaz dışarıya çıkarsan. Ağaçların dallarında ışıldıyorsa yapraklar,cırcır böcekleri ve kurbağalar birbirlerine nazire yapıyorsa orda dur. Yürüme…
Daya sırtını bir yerlere yada otur. Kendini ordaki duygulu havaya bırak. Yeniden bir dünya hayallen… Böyle bir ortamda; böyle bir gecede dalıp gitmekten başka birşey yapılamaz ki…
Ben de böyle bir akşam üstü; Erciş’in bir daracık sokağında, dün kaybettiğimi bu gün ararken; hayatı ve seni sevmeyi sevdim yeniden…
Sonrasını biliyorsun.
Yaşlılığım ve önemli bir mevkide olmayışım hiç etki etmedi üzerimde…
Bütün güzellikleri senden sonra gördüm. Senden sonra tanıdım. Senden sonra bir araya getirdim hayatımın diğer parçalarını. Ve dahası seni sevdikten sonra o güzelliklerle; onlarla yaşamayı öğrendim.
Çocukluk günlerimden kalma duygularımda; büyümek ve ihtiyarlamak ne güzel şeydi Allah’ım… Çelik çomak oynamak güzeldi. En büyük aşktan bile güzeldi evcilik oyunları.  Ya da tüm güzel duyguları iplere dizerek gökyüzünde  bir yerlere göndermek uçutrmalarla…
Güzeli arayanherkese saygılarımı sunarım. Şairler, ressamlara, yazarlara, öğretmenlere… Hepsini seviyor affediyorum. Kinsiz, kibirsiz, kavgasız bir çocuğun dünyasından… Çünkü biliyorum. İnsan; ne kadar katı olursa olsun, kalbi kırılır.
Bazan -hele sen yokken- nasıl yaşadığımı sorarım geçmişime. Orda bir ay ışığı bulur, dalar giderim.
Yeniden yaşamayı, seni sevmeyi denerim.

wwwraifaras.com10.04.1998

YARISI BENİM 1

…**GİDERİM DEDİYSEM…

GİDERİM DEDİYSEM

Dilin döner bir tek yalan söylersen,
Bir kere yüzüne bakar giderim.
Söz verip ardından gider gelmezsen,
Küserim ben sana çeker giderim.

Zehiri lokmamda katık yiyerek,
Eziyet görmeden yol gözleyerek,
Hatırası yeter; bana diyerek,
Alırım herşeyi; yakar giderim.

Bilirim anlamsız sensiz hayatım,
Acıyla doğmuşum aynı bir batın,
Burada kalacak han hamam katım,
Tutarım bir kibrit çakar gidrim.

Sen beni bulmadan bulursa ölüm,
Elinde kurursa verdiğim gülüm,
Yaşanmış günleri sayarım düğün,
Gönlüme zehrini döker giderim.

wwwraifaras.com04.03.2010

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
 kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
GS.3

 

 

…**BU SEVDA…

BU SEVDA

Sevda hasretinden ömür bitirir,
Bu sevdayı bana çok mu görürsün.
Her akşam alır da sana getirir ,
Bu sevdayı bana çok mu görürsün.

Bülbül gül misali hasretindeyim,
Ben sensizim kendi gurbetindeyim,
Gözünü kapattın; ötesindeyim,
Bu sevdayı bana çok mu görürsün. 

Ben kendi gölgemde seni bulurum,
Akşamlar gelince mahsun olurum,
Sensizlik elinde; öksüz kalırım, 
 Bu sevdayı bana çok mu görürsün.

Yokluğun içimde zehirli akrep,
İnan ki gitmeni saymadım sebep,
 Yıllardır kavuşma hayal oldu hep,
 Bu sevdayı bana çok mu görürsün.

wwwraifaras.com01.03.2010

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

GS.3

 

…**YAĞMURLAR AYNI…(Y A Z I)

Yine yağmur başladı. Hem de eski günlerdeki gibi; bardaktan boşalırcasına. Bir anda akmaya başladı adeta sokaklardan… Koşuşan insanlar, saçak altlarına sinen kadınlar; çocuklar görüyorum…Yerden sıçrayan sular dizlerine kadar ıslatmış koşuşanları. Olsun! Yeter ki başlarına yağmasın, üstleri ıslanmasın istiyorlar. İşin kötü tarafı da rüzgar başladı. Saçak altına durmanın da bir farkı yok açıktakilerden. Rüzgar her yere götürüyor yağmuru. Islanmak tamam. Üşüme başlayacak şimdi…

Koşuşan çocuklar beni çocukluğuma o yoksul günlerime götürdü… Ne zordu o günler anlatamam. Hani  “üstte yok, başta yok ” derler ya, aynen öyle. Üstümdekilerin hiç biri bana göre değildi. Zaten benim de değildiler… Birilerinin kendilerine göre, atmak istedikleriydi üzerimdekiler. Yeni bile olsalar; birileri hayır iş işlelemek için alıp vermişlerdi.

Aslında yağmurlar aynı… Rüzgarlar aynı… İnsanın içine işleyen rüzgarın soğuğu, yağmurların ıslatması değil, çaresizliğidir. Aslında beni rahatsız eden de o günkü garibanlığımdı eminim. Belli bir yaşa gelmiş; belli bir arkadaş grubu edinmiş biri olarak bana ait giysimin olmaması beni üşütüyormuş demek ki…

Pencere ardından dışarıyı seyrediyorum. Saatlerdeki zamanlar erken olmasına rağmen; zaman akşam üstü gibi. Bulut  karanlığı görüş mesafesini düşürmüş. Yoldan geçen araçların silecekleri yağmurun gücüne yetişemiyor  adeta.

Yağmurlar rüzgarlar aynı  olabilir. Fakat herşey eskisi gibi değil artık. İmkanlar çok değişti. Şimdilerde ” yok ” yok denilenden. Dediğim gibi beni üşüten yağmur ve rüzgarın iş birliği değil. Kader diye kabul ettiğim garibanlığımmış…

www05.09.1998raifaras.com

İPOTEKLİ BEDENLER

…**YER GÖSTER LAKİN…(Y A Z I)

Köyde bir yemek davetine icabet ettim. Bulunduğumuz oda; dikdörtgen biçimindeydi. Misafirlere, odanın iki duvarına dayanacak şekilde yer minderi ve döşeklerden hazırlanmış bir oturma düzeni oluşturulmuştu. Odadan içeri girerken; sağ tarafta kalan ve penceresi olan duvarda; daha genç olanlar oturuyor. Gelenler de bu düzene uyacak mecburen. Sol taraftaki duvarda ise köyün hatırı sayılanları ve yaşlılar oturacak. Ben de sol tarafta olanların içinde yer alıyorum. Gencim… Ama köyün öğretmeniyim. Ortalarda bir yerde bana bir döşek serilmiş. Arkamda kocaman yün bir yastık var. Misafirlerden önce gelmişim. Bekarım. Zamanım çok. Evin erkekleriyle konuşup sohbet ediyoruz. Misafirlerde yavaş yavaş gelmeye başlayınca, ortam bir güzel oldu ki anlatamam… Selamlaşmalar; hal hatır sormalar çok hoş bir iletişim başlattı. En son gelenlerden biri ev sahibinin amcası oğlu Mele Cemil, diğeri  ise ağabeyi Hacı Sultandı. Mele Cemil hemen yanıma oturunca ben de yerimi Hacı Sultan için gösterdim. Gösterdim; fakat Hacı Sultan hemen yanıma oturan Mele Cemilin diğer yanına oturmayı seçti.

Herkes geldiği için sofralar kuruldu ve yemek faslı başladı.Yemekler yendikten sofra toplandıktan sonra bitişik odadan şeker, bardak, tabak ve çay demlikleri getirildi. Bu görev evin bekar oğlunun yada ev sahibinin küçük kardeşininmiş. Öyle de oldu. Evin gençleri servise başladılar. Bu arada gözüme ilişen hoş bir olay oldu. Bardaklar karışmasın diye; demlik ve çaydanlıkla birlikte bir kişi odanın ortasında bir aşağı bir yukarı boşalan bardakları doldurmaya çalışıyordu.

Köy yerlerinde; hazır sigaranın yerine tütün kullanımı daha yaygın olacak ki tabakalar ve çakmaklar dizlerinin önüne çıkmaya başladı. Herkes birbirine tabaka gönderip sarma ricasında bulunuyordu. Kimin önüne tabaka gelmişse o hemen bir sigara sarıyordu. Tabakaları gönderme biçimi de çok hoştu aslında. Sergi olarak kullanılan keçeler üzerinde kaydırarak gönderiyorlardı.  Tütün bitecek korkusu; düşüncesi yok kimsede. Biterse bitsin. Evde yedek tütün paketleri var. Kimse sigarasız  kalmaz.

Yeme içme; çay ikramı ve sigara molası derken evlere gitme saati de geldi. Birer birer hatır isteme yani müsaade istemelerle sayımız yavaş yavaş ev halkı sayısına ulaşınca; ev sahibi Zeki abi elimden tutarak; benimle biraz konuşmak istediğini söyledi. Öyle ayaküstü odanın ortasında bana bir tavsiyade bulundu. Aslında benim  Hacı Sultan’a yaptığım yer verme jestim çok hoşuna gitmişti. Fakat bunun yanında “Kim olursa olsun, yanında yer göster lakin yerini kimseye verme. Yerini kaybeden eski yerini asla bulamaz ” diye adeta nasihat ve tembihte bulundu. O an fazla üstelemedim. Hatır isteyip okulun lojmanına gittim. Sabaha kadar bu tembihi düşündüm. Ne zaman uyuduğumu hatırlamıyorum. Nöbetçi öğrencilerin lojmanın kapısına vurmasıyla uyandım.

Zaman zaman oturup düşünürdüm. Tecrübe okumayla alakalı bir kazanım değil. Olayı yaşamak lazımmış…Sözüm ona, bizim gözümüzde köylü olan o, değerli insanın aslında çok tecrübeli ve söz söyleme sanatını bilen kişi olduğunu nice sonra anladım.

Saygı ve hürmetle anıyorum.

12.12.1983www.raifaras.com

iPOTEKLİ BEDENLER