…ERCİŞ’İN…

ERCİŞ’İN

Kurulmuş ovaya hep hane hane,
Ata diyarıdır yeri Erciş’in.
Yaşamak güzeldir herşey bahane,
Dondursun ayazı karı Erciş’in.

Komşusu muhtaçken gülmez haline,
Yine de dokunmaz ateş; külüne,
Elini uzatsan el var eline,
Umuttur dostuna varı Erciş’in.

Yardım kader gibi uymuş özüne,
İt izi karışmaz atın izine,
Sıkılır herkesin bakmaz yüzüne,
Şakağından akar teri Erciş’in.

Uyanır ezanla işine başlar,
Gün öğlen olmadan biter telaşlar,
Hesabını yapar; oturur taşlar,
Helaldir kazancı karı Erciş’in.

Kızların gelinin başında leçek,
Toplanır çiçekler yapılır “Biçek”,
Hem yediverendir hem sarı çiçek,
Özlenir gülleri harı Erciş’in.

Bir kere “He” dese ölümünedir,
Yar adını demek zulümünedir,
Hiç kimseye demez kimdir nerdedir,
Sadıktır sevdaya yâri Erciş’in.

Soracağın varsa doğrudan söyle,
Paylaşır dostuyla gücünü öyle,
Gezsen de dünyayı görmezsin böyle,
Hep gönül dostudur ERİ ERCİŞ’İN.

01.01.2015 www.raifaras.com

 

 

**DÖNEMEYENLER

DÖNEMEYENLER

            Gurbet; insan ruhuna vurulmuş hayal parmaklıklı bir zindan cezasıdır.

            Bazen “Evinin eşiğine çıktın mı gurbettir” diye tanımlamalar yapılsa da gurbet; sılanın karşılığıdır. Sıla dünyaya gelinen yer değildir. Ataların olduğu, töresine, gelenek ve göreneklerine göre yetişilen, insani ilişkilerinin geliştirildiği yerdir. Hasbel kader; herhangi bir yerde dünyaya gelmiş olmak da vardır. Ama bu oralı olmak değildir.

            Gurbet; her hayatın içinde vardır. İş ve aş gereği ya da kader birliği yapmalar gibi sebepler yüzünden hayatların içine girer gurbet. Ama olmazsa olmaz değildir. Fakat bu “olmazsa olmaza” mahkûm birçok bedenin de olduğunu unutmamak ve göz ardı etmemek lazım.

            Gurbeti bin bir ümitle seçip ve ardından seçtiğinde istediğini bulamayanlar da vardır. İstediğini bulamayanların arasında sılayı tekrar seçenler azınlıktadır. Umduğunu bulamayan fakat gururuna yenilip de bir o kadar mağdur olanlar da vardır. Geri dönüşü içine sindiremeyen bu “ dönemeyenler” her şeye rağmen kalmakta ısrar edenlerdir.

            Geri dönüşün ezikliğini; gurbetin zahmetine tercih etmeyen bu “önemeyenler” iç dünyalarında kopan fırtına ile her yana savrulurken, kendi gözyaşlarında boğulup kaybolabilirler. Çok azı bir aile kurabilse de yine de gurbettedir bu “dönemeyenler”…

            12.01.2012

Yarısı Benim 2

**AYRILIĞIN RESMİ

AYRILIĞIN RESMİ

            Çok zamandır rüyalarıma giriyordu; köpek ulumaları ve uzun uzun akan akarsular. Rüya bu derdim. Kalkar hayra yorardım.

            Eskiden büyüklerimiz; “rüya ya gelmiş geçmiş, ya da geleceğin habercisidir” derlerdi. Zaman içinde yaşanırmış. Fakat bu yaşanılanlardan çoğunun farkına bile varılmazmış.

            Ressamın elindeki fırça, çobanın çaldığı kaval, annenin dilindeki ninni, rüzgârın uğultusu, suların akışı, kuzunun melemesi birer ifadedir.

            Köpeğin havlaması “tartışma”, uzun uzun akarsuların ise “aramıza giren köprülerin çok olduğuna” dair ifadesiymiş. Ardından dillere düşmek adına kaçışlar. Sonra kilometresi binlerle ifade edilmesi uzaklığımın.

            Sandalyesiz sanık gibiyim. Doğudaki ölümler gibi. Doğudan esen rüzgâr gibi. Gecenin saçlarında asılı kalmak gibi ayrılığım ve her şey…

12.12.2002

Yarısı Benim 2

…**ÜSTELİK ÇOK DÜŞKÜNÜM…

ÜSTELİK ÇOK DÜŞKÜNÜM

Aklımdan hayalimden geçmezdi aşka düşmek,
Yürekten tutulmuşum üstelik çok düşkünüm.
Bana göre değildi; gizli saklı gülüşmek,
Yürekten tutulmuşum üstelik çok düşkünüm.

Çığ düşseydi dallara yaprak gibi titrerdim,
Bir tebessüme düştüm kalan ömrümü verdim,
Bu yaşta bir sevdaya tuttum göğsümü gerdim,
Yürekten tutulmuşum üstelik çok düşkünüm.

Sudaki halkalara; vurunca ay ışığı,
Sanırdım ki yansımış yüzümün kırışığı,
Yüreğim acılıydı şimdi sevda beşiği,
Yürekten tutulmuşum üstelik çok düşkünüm.

Gönlümde gül bahçesi ıtırlar yasemenler,
Bel ki bana hak verir hep zamansız sevenler,
Dilerim de kınamaz tanıdık dost yarenler,
Yürekten tutulmuşum üstelik çok düşkünüm.

Canana  çağrı bunlar yaşamak dileğiyle,
Unutulsun acılar; kalmasın keder çile,
Gönül sevmek istiyor yaş geçmiş olsa bile,
Yürekten tutulmuşum üstelik çok düşkünüm.

13.07.1996 raifaras.com

SANIĞIN SIĞINAĞI

…**GÖNLÜMÜ AVUTURUM…

GÖNLÜMÜ AVUTURUM

Kırk yıl geçse aradan,
Yine seni bulurum.
Çizerim her şeyleri,
Sende mutlu olurum
-Mutluluk inan ki ağzımın tadı,
-Mutlu tüm senli düşlerin adı.

Bütün acılar dünden,
Sen kalsan unuturum.
Sevgilim var diyerek,
Gönlümü avuturum.
-Sevgili sevenin dostu hayatı,
-Sevgili sevenin ağzının tadı.

03.07.1996 raifaras.com

BESTEKAR KADİR PAPAĞANA GÖNDERİLDİ 30.11.2013

SANIĞIN SIĞINAĞI

…**GÖZÜNDE TÜTERİM…

GÖZÜNDE TÜTERİM

Bir müsvedde gibi atma kenara,
Gün gelir gözünde tüterim senin.
Adını andıkça ben ara sıra,
Gün gelir gözünde tüterim senin.

Sakla bir yerlerde sessiz dururum,
Görünmem kimseye giz’in olurum,
Ölürsem aşkından ben kurtulurum,
Gün gelir gözünde tüterim senin.

İlk göz ağrısısın hatırası var,
Unut diyemezsin olur intihar,
Üstünden geçince bir kış bir bahar,
Gün gelir gözünde tüterim senin.

29.06.1996 raifaras.com

SANIĞIN SIĞINAĞI

…**KADEH KALDIRIYORUM…

KADEH KALDIRIYORUM

Yüzüme bakıp bakıp pişman diye düşünme,
Her akşam gidişine kadeh kaldırıyorum.
Dönecek diye bir gün başkasına öğünme,
Her akşam gidişine kadeh kaldırıyorum.
-Her akşam dönüşüne inan yalvarmıyorum.
-Her akşam gidişine sanma ki ağlıyorum.

Ederini bulmuşsun en düşük fiyatlarla,
Süslemişsin odanı güzel fotoğraflarla,
Günümü bölüyorum unuttuğum dostlarla,
Her akşam gidişine kadeh kaldırıyorum.
-Her akşam dönüşüne inan yalvarmıyorum.
-Her akşam gidişine sanma ki ağlıyorum.

06.06.1996 raifaras.com

SANIĞIN SIĞINAĞI

Bestekar Kadir Papağan’a gönderildi.26.11.2013.

…**ALEV ALIR DUYGULAR…

ALEV ALIR DUYGULAR

Zerdüşt’ün gözlerinden düşen damlayan kandı,
Yaşanan musibetler; her sevene  isyandı,
Bırak gel göz yaşını; bırak közü alevi,
Düştüğü yerde her şey gözyaşı ile yandı.

Çıldırıyor yüreğim sensiz saatlerinde,
Kendisiyle yakacak beni son seferinde,
Alev alır tutuşur, sen yokken duygularım,
Bir yara ki kanıyor bedenin her yerinde.

26.05.1996 raifaras.com

SANIĞIN SIĞINAĞI

…**BOŞA İSYAN ETME…

BOŞA İSYAN ETME

Boşa isyan etme; dur sebep ara,
Çok dolaştım ağlar oldum ardından.
Gözler saat başı; baktı yollara,
Çok dolaştım ağlar oldum ardından.

Kendince pişmansın benden uzakta,
Senin de göz yaşların aksın şafakta,
Ağarıp durdular saçlar şakakta,
Çok dolaştım ağlar oldum ardından.

Kendince bir sebep yarattın boşa,
Beni mahkum ettin hayale düşe,
Dur demek isterken böyle yanlışa,
Çok dolaştım ağlar oldum ardından.

08.05.1996 raifaras.com

SANIĞIN SIĞINAĞI

Bestekar Kadir Papağan’a gönderildi.26.11.2013.

…**ARAYIP SORMA BENİ…

ARAYIP SORMA BENİ

Beni bende bıraktın acılarla başbaşa,
Lazım değil bir daha arayıp sorma beni.
İntizar edeceğim mezarındaki taşa,
Lazım değil bir daha arayıp sorma beni.

Ahım kalacak sende dönsen de dönmesen de,
Bana inat ederek; istersen unut sen de,
Beddua edeceğim can oldukça bu tende,
Lazım değil bir daha arayıp sorma beni.

İstenmeyen zamanda ayrılık beni buldu,
Karabasan rüyalar her gün uykumu böldü,
Yerin dolmadı başka; bendeki sevdan öldü,
Lazım değil bir daha arayıp sorma beni.

Özledikçe her akşam yollara çıkıyorum,
Yıldızlardan ev yapıp gelmeni bekliyorum,
Ardından hayalimi fiskeyle yıkıyorum.
Lazım değil bir daha arayıp sorma beni.

29.04.1996 raifaras.com

SANIĞIN SIĞINAĞI