…**DENEME 77…

EYLÜL

Bir Eylül daha bitiyor.
Havada hafif bir esinti. Akasyalardan düşen küçük sarı yapraklar. Aklımda gidişin var. İçimde bir acı, yarım kalmış bir sevdanın ezikliği.
Kaç gün doldu saymadım.
Birbirine zıtlık teşkil eden ikilemdeyim. Sevmek; sevmemek… Mevsim de ağır basıyor galiba. Her nefes biraz daha ölüme gidiyorum sanki. Akşamın olmasını hiç istemiyorum. Gözlerim saat saat nöbete duruyor; uyuma yasağı var.
Parmak hesabı yaptım ardından kaç kere.
Bütün parmaklarımı defalarca saydım; yetmedi. Vaz geçtim. Her derdini çekerdim; bende kalsaydın eğer. Bazan yalnızlığımla konuşuyoruz. Gelmeni hiç istemiyor. Kıskanç sevgili gibi. Huysuzlanıyor birden. Ondan sonrada alttan almak bana kalıyor.
Bitimine az kaldı Eylül’ün.
Mihenge vurmak istemiyorum gönlümü, sevmek ya da sevmemek için. Gelmezsen unutur muyum bilmem. Ama gelirsen af ederim biliyorum.
Güz bende kalsın; kışın gel. Zemheriye razıyım… Kan çanağı gözlerim hazanın rengine uzak. Nedense acı doğurdu sensiz aşklar. Satır satır çoğalan hasretini sil bir nefeste.
Beni şaşırt.
Bir Eylül daha bitmeden.
Kaç gün oldu saymadım gidişine…

www.raifaras.com 13.07. 2006
YARISI BENİM 1

 

…**DENEME 76…

PAYLAŞMAK

Paylaşmak; görüşmek, anmak. Hatıralara saygı duymak. Dünün omuzlarına basarak; yarınlara umutla bakmak.

Paylaşmak; kahpeliği öldürmek. İpotekli bedenleri kurtarmak. Duygusal esareti bağımsız bırakmak. Karaya vuran gemiyi askıdan kurtarmak. Dilek ağacına bez bağlamak ve radyodaki müzikten şansına parça tutmak. Ardından bir de sevdiğine adamak.

Paylaşmak; büyük, küçük bilmek. Hatır gönül saymaktır. Bir ağıtta ağlamak. Bir sözden pay çıkarmak. Tebessümlerden pay ummak. Ağlamalardan etkilenmektir. Darağacından ipliği almak. Hakimin elindeki tokmak, savcının iddiasıdır. Ya da sanık sandalyesinde oturmaktır birlikte.

Paylaşmak; umulur ki sevgi gibi olup çoğalsın, acı gibi olup azalsın. Ne izi kalsın düşlerinde ne de özlemi. Ay karanlığında yakamoz, yağmur sonrasında büyüyen çim, gök kuşağında bir renk olsun. Çiçeklerden gül, zamanlardan bir bahara gitmek olsun paylaşmak…

Paylaşmak; yarına duyulan özlem, özlemin içindekine varma isteği. İsteğin ruha dürtüsü ve ruhun tınısına uygun güzelleşmek. Güzelliği lazım olana göstermek. Günü yaşamak paylaşmak değil. Kendine kaçmaktır. Kendine kaçışların yalnızlığında korkuya kapılmak. Yıldızlara dilekleri sunmak ve meleklere ulaşmasını istemek.  Evet; belki çok şey bunlar. Ama gerekli. Sosyal hayatın olmazsa olmazı. El ele; gönül gönüle olmak. Dost olmak, yürekten olmak. Ummak. Güvenmek. Düşman çatlatmak.

Paylaşmak; küçük şeylerle mutlu olduğunu göstermektir. “Yarım elma, gönül alma” atasözündeki iç mana gibi yaşamaktır paylaşmak. Büyüğün küçükle, kadının erkekle, sıcağın soğukla, beyazın siyahla, tokluğun açlıkla ilişkisi gibidir paylaşmak.

Paylaşmak; sabahın aydınlığı, gecenin karanlığı, kışın ayazı, yazın sıcağı, bir demet gül, bir lokma ekmek, bir bardak su bir kaşık yemek için harcanan birlikteki emektir.

www.raifaras.com 30.06.2004

YARISI BENİM 1

 

…**DENEME 75….

ACI

Acının tarifinde yine acı yatmaktadır. Zira tanımı yapan, o acıyı iyi tanıyan olarak bilinir. Çünkü acı; her dilde ve her yerde aynıdır. Hatta Şark kültüründe “Herkes hep birlikte ağlar; ama herkes kendi acısına ağlar.” diye bir söz vardır. Bu da göstermektedir ki acı her yerde aynıdır.

Bölgesel ve kavmi bir acıdan bahsetmek; ötekileştirme çabasıdır. bu da siyasi ve sosyolojik maksatlıdır. Ayrıştırma/ ötekileştirme, aslında yapmak isteyenin kendisinde varlığını gösterir. Yanlı davranış, içe kapalılık, özgüven kaybı ve paylaşımdan uzak olma gibi duygular bu tür insanlarda ön plana çıkar ve bu da tipik bir kişilik bozukluğudur. Tipik davranışların bozukluğu toplumsal hayatın içinde güvensizliğin başlangıcıdır.

Toplumu meydana getiren bireyler; sosyal ve siyasal alanların içerisinde sosyolojik ve psikolojik bütün boyut ve içeriğini önceden hesaplamak zorundadırlar. Aksi halde “Her yara başka bir yüreğe acı verir” sözünü unutmuş olur. Bu göz ardı davranışın akıbetinin yine kendine acı olarak döneceğini unutmaması lazımdır.

Yaşanılan ev ortamından, mahalle, ilçe, il ve ülke bazında hoşgörü yoksa; acı kaçınılmazdır. Bu da mutsuz insan tipi oluşmasına neden/basamak olur. Mutsuz insan, umutsuz insandır. Umudunu yitiren, her şeyini  yitirmiş demektir.

Acı ile tanışmamak mümkün değil. İnkar edilemez. Acı vardır diye yaşamak ve yaşatmak zorunda değil canlılar. Canlılar derken; tabi ki etken faktör insandır. Çünkü insan akıllıdır. Yapanı bilir. Yapılanı hatırlar. Hisseder. Bunun yanında hissettiği acıyı kendisine yaşatanı bağışlama zekasına sahiptir. Bu da değer verme anlamına gelir. Her hatayı bir hata ile cevaplamak ya da her acı için bir acı yaşatmak, hayatı çekilmez yapar. Bu sebeple; acının tarifinde yine bir acı vardır; diyorum…

Bireyler hatalardan doğan acıları görmezden gelmezse ya da bağışlamayı bilmezse, acının tarifindeki acı süregeldiği gibi süre gider.

Acı; bedenlere asla yorgunluk vermemeli. Çünkü acı vermek kolay ama acıyan yüreği unutmak çok zor, hatta imkansızdır. Her acı çeken birini gördükçe hatırlanır ve  huzursuz eder. Haklı olmak huzurlu olmaya yetmez.

Paylaşılınca; azalan tek şey acıdır. Temenni edilen yaşanmamasıdır.

www.raifaras.com 12.06.2004

YARISI BENİM 1

…**MEVSİM YAĞMURLARI…

MEVSİM YAĞMURLARI

Uzak iklimler de yapayalnız,
Başladı yine yavaşça;
Kan çanağı gözlerimle,
Uykusuz bir gecenin ardından;
Seyirdeyim…

Uzak iklimler de yapayalnız,
Hafif bir yağış;
Yaprak kımıldatan rüzgar.
Topraktan mest eden bir koku;
Dışarıdayım…

Uzak iklimler de yapayalnız,
Yürüsem ıslanacağım;
Dursam üşürüm.
Göz kapaklarımı zorluyor duygularım;
Ağlayacağım…

Uzak iklimler de yapayalnız,
Hafif rüzgarlı bir yağmur,
Uykusuz gecenin ardından toprak kokusu,
Seyirdeyim, dışarıdayım, ağlayacağım,
Zamansız depreşen acılarımla;
Buradayım…

www.raifaras.com 14.11.2016

M. AŞKLAR

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

…**ÜZÜM KARASI…

ÜZÜM KARASI

Üzüm karası gözlerinin ardından,
Bağ bozumlarına gittim.
Şire hanelerde kaynarken,
En kızgın halimde damıttılar;
Sen bir yana düştün,
Ben öbür yana…

Üzüm karası gözlerinin ardından,
Uykuma yasak başlattım;
Bir daha görmeden uyumak yok.
En kalabalıklarda arattılar,
Taştan duvarlar arasında;
Sen bir yanda oldun,
Ben diğer yanda…

Üzüm karası gözlerinin ardından,
Hayata başka baktım.
İçinde sen olmalısın dedim bu ömrün,
Ellerimden tutacak kadar yakın.
Döndükçe dokunmalıyım,
Ya da taşıdığım bedenin;
Sen solunda olursun,
Ben sağında…

www.raifaras.com 15.11.2016

M. AŞKLAR

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

 

…ONİKİ EYLÜL…

ONİKİ EYLÜL

Hayalimiz vardı gelecek için,
Acı döşediler düşlerimize.
Gelecek hayatta olmamak için,
Kurşun döşediler bedenimize.

Kardeşiz demiştik yola çıkarken,
Bölüştük lokmayı nöbet tutarken,
Adalet isterken bir sabah erken,
Hayal döşediler ümidimize.

Umutsuzlar ancak görmez sürgünü,
Dünü yaşamayan sarmaz bu günü,
Görmeden umudu sormadan dünü,
Sürgün döşediler bu günümüze.

Vatan millet için girdik kol kola,
Günah yüklediler sağa ve sola,
On iki Eylülde vermeden mola,
Hüsran döşediler evlerimize.

Nerede urganla gezenler şimdi,
Satılmış bedenler saklandı sindi,
İhtilal adalet kimin içindi,
Korku döşediler aç fikrimize.

Sağdan soldan öldü beş biner kişi,
Ölürken fark etmez erkekle dişi,
İhtilal isterken o bir kaç kişi,
Kurşun döşediler bedenimize,
Urganla çöktüler nefesimize.

www.raifaras.com 12.09.2000

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

10.10.2015 TE DÜZENLENDİ.

…**İSYANIM…

İSYANIM

Ben sana hem çoktan ve çok kırgınım,
İsyanım aşkıma; yüreğimedir.
Seni sevdim ama; düne dargınım,
İsyanım aşkıma; kaderimedir.

Kader kötü ise sürülmez safa,
Yazgının yükünü çekiyor kafa,
Acılara rağmen sevdim her defa,
İsyanım aşkıma; her günümedir.

Beni bana mahkum ettin gönlümde,
Böyle bir sevdayı görme ömründe,
Acı dostun olsun mutlu gününde,
İsyanım aşkıma; sürgünümedir.

Gönül seni sevdi bildiği halde,
Ağlarmış ya bülbül sevdiği gülde,
Beni bıraktın ya yalnız bu yolda,
İsyanım aşkıma; öldüğümedir.

www.raifaras.com 13.06.2013

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve /veya temsilcilerine aittir..

SSIĞINAĞI

…**BİR KERE GİT…

BİR KERE GİT

Aklıma çok kötü şeyler geliyor,
Bir kere git ama bir daha gelme.
İlk gidiş yeniye sebep oluyor,
Bir kere git ama bir daha gelme.

Gönlüme köşk yaptın bir onca emek,
Nezaket sayılır; danışıp sormak,
Benden gizli gizli söz kestin demek,
Bir kere git ama bir daha gelme.

Yeni dost arkadaş olmasın demem,
Bir kere tanısam sonra gam yemem,
Gizli dostlukları kabul edemem,
Bir kere git ama bir daha gelme.

Her gidiş yeniye alışkanlıktır,
Düşünce öldüren kör sarılıktır,
Hoş görmek acılı bir pişmanlıktır,
Bir kere git ama bir daha gelme.

Sabrımı zorlama çekil git derim,
Ben kendi kendimle hesap keserim,
Taş basar bağrıma seni gömerim.
Bir kere git ama bir daha gelme.

www.raifaras.com 20.07.2013

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

S.SIĞINAĞI

…**DENEME 74…

YİTİRDİĞİM KADIN

Gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm o olmalı. Bir daha gözümü alamamışım. Gözleri sevgi dolu. Taşıdığı yürek en güzelinden. Asla kötülük taşımayan. Öyle sevmişim ki anlatımsız.

Baktığımda onu görmüşüm. Acıktığımda ona koşmuşum. Korktuğumda onun kucağına saklanmışım. Üşüdüğümde ellerime uzanmış. düştüğümde yerden kaldıran olmuş. Korumuş; kollamış.

Acısıyla; tatlısıyla, gecesiyle; gündüzüyle, zenginliğiyle; yoksulluğuyla benimdi. En kabadayı gönül, en cesur ruh, en şefkatli el, en sıcak kucak onun kucağıydı. Hani  “Yemezdi yedirirdi. Giymezdi giydirirdi” derler ya aynen öyle. O anneydi. Annemdi. Her şeydi. Her şeyimdi…

Hayatını çocuklarına adamış. Yirmi dokuz yıllık evlilikten sonra, otuzdört yıl dul yaşamış ve hayatın bütün meşakkatlerine göğüs germiş biri olarak saygıların en iyisini hak ediyor. Beş çocukla otuzdört yıl hayatla mücadele. Dile kolay…

Her anne güzeldir. Annelik zaten özeldir. Şurası da bir gerçektir ki bilmediğimiz hayatlar bize hep hikaye gelir. Çünkü en iyi gerçek, bizim yaşadığımız gerçekten ibaret olduğunu biliriz. Gerek basılı; gerek görsel basında, gerekse gerçek hayatta çok ama çok anne tiplemeleri görmüşüzdür. Bu sebeple yargılama ve yorumlama yapmadan diyorum “Her anne güzeldir. Annelik özeldir.”

Bu gün yine anneler günü. İçim buruk ama gururla anıyorum.

Anne; seni çok seviyorum…

www.raifaras.11.05.2003

YARISI BENİM1

…**DENEME 73…

SENSİZLİĞE YORGUNUM

Sevilmek herkese göre değildir. Herkes kaldıramaz yüksek dozda yüklenen sevgiyi. Herkes hakkını veremez. Nazlanmalar başlar. Nazlanmalarında en belirgin şekli kaçmaktır. Bunu da sayende öğrendim. Uzaklarda oluşun kurtuluşun değil. Gidişlerin seni mutlu edebilir. Bir de adımı anmamaya sığınmışken; git gidebildiğince demek geliyor içimden. Ama diyemiyorum. Gidişinin sebebini herkes biliyor. Dönüşünde göreceksin. Sen benimsin. Hasretinle öldüremeyeceksin…

Bu akşam bir başka ıslattı sensizlik. Yokluğunun zindanında üşüdüm. Vurgun yedi yüreğim. Savrulurken gün batımına yalnızlığımda, umudum yine gelecek sonbahara kaldı. Bir şeyler düğümlendi boğazıma, kalbim avucumda titredi.

Bazen bir kır çiçeği, bir lale ya da defter arasında kurutulmuş bir yediveren bekledim elinden. Sonra hayallerimi besledi uçsuz bucaksız buğday tarlaları. Yalnızlığım dürter sol yanımdan, düğümlenir ya boğaza bir hıçkırık, öyle kalakalırım…

Sen verdin bu derdi ikimize. Karakışlar yorgun bıraktı beni. Bu aşk bu sevda ikimize de yeter. Geceler şahittir yarınlara. Nöbete durdu bu gönül; karşı kaldırımda bekledi.

Şakaklarımdaki aklara el sallıyor geceler ve prangaladılar baharlarımı. Her gece ömrümden bir şeyler aldı götürdü. Yine döndüm dün akşam hayalimin kapısından. Elim kolum bağlı. Balkona çıkışlarını, gülümseyişlerini, titreyen dudaklarını, kaçamak bakışlarını, adını avucuma yazışını, “beni unutma” deyişini ve terleyen ellerini giydiriyorum zamana. Yoksa sensiz zamanları yaşanmış saymam ömrümden…

Sen bende her şeydin. Ya ben? Hep gecenin karanlığında bakılan bir çift gözden öte geçemedim.

O geceki bakışların hala aklımda. Kıramadım gönlünün paslı zincirlerini. Üstelik sitem ettin.

Özlemin sarıyor geceler boyu ve en güzel yıllarımı aldı götürdü. Ne acılar çektirdin ne acılar bir bilsen. Müebbete mahkum gibiyim.

Nereden musallat oldu; çöreklendi üstümüze bu ayrılık. Eminim bir gün üzüldüğünde beni anlayacaksın. Anlayacaksın; yüreğin sokağa atılmış bir gül gibi solduğunda.

Sen beni bırakıp gittin. Ama ben yine de dünyamı sana bağışladım. Bu ömrü uğruna adamışım. Yaşama ve ölüm sebebimsin. Ne yaptıysam senden kopamadım, firari düşüncelerime rağmen… Yine de seni düşünüyorum. İnkar etsem bile bir şey değişmez. Mutluluğa ağlamayı özledim; yıllar oldu. İşte senin eserin. Ne hale geldik anlatılamaz.

Ölürsem seninle gömülmek isterim. Sen aşk kokuyorsun. Ben aşkı seninle tanıdım.

Ayrılıkların ardından hep gözyaşı vardır. Bulut yağmur misali. Yıllar nasıl çekip gitti diğer şeyler gibi farkına varamadık. Gözlerim hep ufuklarda kaldı. Üstelik yarının neler getireceğini bilemiyoruz. Acılarla dost olmuşum. Oysa seninle dostluktu emelim. İnsanın, başka bir aleme geçişidir birliktelik. Belki bir kelebek kadar yaşayacağım; belki daha az. Gecelerin kasveti beni boğuyor. Ben yaşarken gördüm kıyameti.

Aklımda hiç yoktun be kahrolası desem; kendime iftira etmiş olurum. Ben ikimizin yerine yeteri kadar acı çektim. Gün dönümünde gel. Zaman ömür törpülüyor.

Aslında ben de ardıma bakmadan çekip giderim. Giderim gitmesine de, sensizliğe yorgunum.

Biliyor musun; ölüm en çok sevginin olduğu yerden korkar.

www.raifaras.01.06.2003

YARISI BENİM1