…**HER GÜNKÜ GİBİ…

HER GÜNKÜ GİBİ

Gözümü yollara koydum ardından,
Gönül verem oldu senin derdinden,
Kanama başladı bir kaç yerinden,
***Seni seviyorum her günkü gibi,
***Seni seviyorum ben dünkü gibi.

Beklemeye inan gücüm kalmadı,
Gönül verem oldu senden olmadı,
Gittin ama senin yerin dolmadı,
***Seni seviyorum her günkü gibi,
***Seni seviyorum ben dünkü gibi.

Gel artık gözümü kurtar yollardan,
Gönül verem oldu al bu hallerden,
Raif ARAS’ı  da kurtar dillerden,
***Seni seviyorum her günkü gibi,
***Seni seviyorum ben dünkü gibi.

www.raifaras.com 16.01.2015

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

S.SIĞINAĞI

…*BİR SEVGİLİM OLSUN…

BİR SEVGİLİM OLSUN

Bir sevgilim olsun; başım dizinde,
Saçımı okşasın; gözü gözümde,
***Gözlerine bakıp dünyamı görsem,
***Ömrümü uğruna hep bedel versem.

Bir sevgilim olsun; silsin yaşımı,
Bölsün baharımı; bölsün kışımı,
***Bahar kış demeden olsun yanımda,
***Hep iz düşüm gibi gezsin canımda.

Bir sevgilim olsun; kalsın bir ömür,
Sevgisiz yaşamak; zaten ölümdür,
***Sevgisiz yaşanan gün ömür olmaz,
***Sevgi varsa eğer gün asla sönmez.

Bir sevgilim olsun; tutsun elimi,
Hatırlatsın bana; her gün ölümü,
***Kimse demese de ölüm gelecek,
***Alın yazımızda yazılan gerçek.

www.raifaras.com 19.01.2015

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

S.SIĞINAĞI

 

…**O SEN DEĞİLSİN…

O SEN DEĞİLSİN

Senin gözlerinin sinmiş karası,
O eski sevdiğim o sen değilsin.
Hoş değildi eller ile arası,
O eski sevdiğim o sen değilsin.

Atmışsın yüzünden gülen neşeni,
Hep sakladın demek; sevmedin beni.
Sendin bu gönlümün gülü gülşeni,
O eski sevdiğim o sen değilsin.

Yüzüme baktıkça parlardı gözün,
Hazan görmüş gibi soluktur yüzün,
Güldürmez gönlünü kaplayan hüzün,
O eski sevdiğim o sen değilsin.

Ardımdan ağıtlar yakarsın öyle,
Sevmiyorsan dedim yüzüme söyle,
Nedir bu kaçışlar; bu nazlar böyle.
O eski sevdiğim o sen değilsin.

www.raifaras.com 22.01.2015

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

S.SIĞINAĞI

 

…**HERŞEYDEN OLDUM…

HER ŞEYDEN OLDUM

Hayatıma düşen mana olmuşsun,
Ciğerime nefes olup  dolmuşsun,
Sevindim ki bende bir yer bulmuşsun,
*Ben senin sevdana bir gönül koydum,
*Ben senin uğruna nelerden oldum.

İnan ki sözümden dönmedim hala,
Gördüğüm o günden oldum müptela,
Sevdanı başıma; yazdırma bela,
*Ben senin sevdana bir gönül koydum,
*Ben senin uğruna nelerden oldum.

Ömrümü harcadım yaşlı ve yorgun,
Kendi öz dünyamdan olmuşum sürgün,
Elimi tutarsın; diyerek bir gün,
*Ben senin sevdana bir gönül koydum,
*Ben senin uğruna nelerden oldum.

www.raifaras.com 01.02.2015

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

S.SIĞINAĞI

…**ÖZLEDİM…

ÖZLEDİM

El ele gezdiğim senli günleri,
Öyle özledim ki içim yanıyor.
Ömrüme attırma kördüğümleri,
Öyle özledim ki içim yanıyor.

Yastığımda kokun resmin duvarda,
Kış soğuk yaz sıcak durdum baharda,
Gittiğinden beri gözüm yollarda,
Öyle özledim ki içim yanıyor.

Yokluğunda bitti sabır dermanı,
Efkar tavan yaptı isyan zamanı,
Aklımdan çıkmıyor en küçük anı,
Öyle özledim ki içim yanıyor.

Boşa mı tükensin kalan ömrümüz,
Bir yıla bedeldir her bir günümüz,
Bu günden iyiydi geçen dünümüz,
Öyle özledim ki içim yanıyor.

www.raifaras.com 05.02.2015

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

S.SIĞINAĞI
(Bestekar kadir PAPAĞAN tarafından notaya alınmıştır.

…**DENEME…65

ÖYLE DÜŞÜNMEK

Hüzün gördüm yüzünde.

Tavırların isyankar, ruhunda teslimiyetçilik. Yüzünde hüzün… Bunu görmek; yüzünde hüzün görmek, ruhu firara vermek ve sevgiyi “bir başkası” gibi yürekte tutmak ya da “ayaklara sermek” gibi bir şey.

Duygusallık değil benimkisi. Bir şeyler yakalamak. Bilirim, insanların iki dudakları arasında iki dünya saklıdır. Ya birlikte yaşamaktan yana cümle sunarlar ya da hayatı karşısındakine zindan edecek bir kelime lütfederler. Ne acıdır ki kaprislere yenilmenin bedeli ağırdır.

Hayata yanlış yerden, yanlış zamanda bakmışım. Belki de herkeste gördüğüm veya her hangi bir harekette aradığım budur. Hareketlerle anlatmaya gerek yoktur. Bana söylenen her şeyi anlayabilirim…

Dünü bir yerde bırakıp bu günü yaşamak. Bir şeylerin tadına varmak. Bunlar için bir şeyler vermek. Bir şeyler ödemek lazım. Aksine bedelsiz değersizdir.

Böyle düşünüyorum.

www.raifaras.10.05.1998

YARISI BENİM1

…**DENEME…64

ÖTEKİ YARIM

Tesadüfen ya da çocukluktan gelme tanışıklıklar vardır. Hangi halde olursa olsun, en mahremlerimiz bize özeldir. Bu çocuklukta, gençlikte ve evlilikte yine mahremdir. Paylaşılmaz…

Bir şeyleri, bir yerde ya da bir şekilde saklayarak evliliğe kadar getiririz. Bu güne kadar hiç kimseye söylenmeyen, anlatılmayan, gizli tutulan; hepsi değilse de bir çok fiziksel mahremiyetler Paylaşılır. Duygusal mahremiyetler varsa da gündeme getirilmez.

Evlilikler, iki ayrı dünyanın; iki farklı bedenin aynı arzu ve isteklere cevap verecek biçimi almasıyla oluşur. Günü birlikteliklere benzemez. Bu tür günübirlik yaşantılar bu bakımdan hoş karşılanmaz. Ne kadar açık düşünen olsa bile mutlaka sahiplenme duygusu baskındır. “Eşim” demek ve belirtmek gereği duyar. Bu da yaşantımızın bir düşene bağlı olması gerektiğini, bir çatı ve dört duvara ihtiyaç duyulduğunu ve tekliliği her zaman önemsediğimizi gösterir.

Evlenen iki insan; yabancı ve farklıdır. Bu yabancıların arasına üçüncü bir yabancı olarak “nikah memuru” girer. Beraberliğin, birlikteliğin hiç bir şartta bozulmayacağına; tabiri caizse “elin oğluna” söz verir. Yabancıya verilen söze itaat edilir.

Beraber geçirmeye söz verilen bir ömür vardır ortada. Kaçarı yoktur. Hele de “bar”lanmışlarsa… “Öteki yarım” diyecek kadar güven ve bağlılık vardır artık. Tam aksine “elin oğluna” verilen sözden sonra çıkabilecek anlaşmazlıkta da” öteki yarım” diyerek kesip atmak var.

Ailenin bireylerinden beklenen uyum gerçekleşmelidir. Bu umut edilir ve beklenendir. Aksi; yuvanın dağılması ve ayrılıktır. Eşler birbirlerine güvenip “öteki yarım” diyecek ya da kızıp “öteki yarım” diyecek. Özlenen o ki “ya da” yı ortadan kaldırmaktır. 

www.raifaras.com 10.12.2011

Yarısı Benim 1

 

…**DENEME…63

KADER

Annesi, gönül verdiği, kendisinden yaşça büyük bir akrabasına kaçarak evlenmişti. Fakat bu evlilik hiç de umduğu gibi gitmemişti. Öyle ki intihar senaryoları bile hazırlıyordu. İş intihar durumuna gelince de hamileliğini anlamıştı. Bu hayat sonlandırma şansını da kaybeden annesinin çektikleri ne anlatmakla biter ne de yazılırdı.

Bir güz günü anne rahmine düşen Kader, bir yandan annesinin intiharını önlemişti. Öte taraftan yaşadığı hayatın devam etmesine de sebep olmuştu. Böyle bir tercihinde sebebiydi. Annesi; kıyamamıştı kendisiyle birlikte öldürmeye.

Doğumu; babası evinde olmayan Kaderin kaderi de böyleydi. Hayata sorunlu ve acılar içinde dünyaya gelmek. Uzun süre anneannesinin yanında kalan ve bakımları üstlenilen ana kız aylar sonra tekrar evlerine dönmüşlerdi.

Evin büyük hanımı bir türlü kabullenememişti bu kaderi. Elinden gelen tüm kötülük yollarına baş vuruyordu. Çok acımasızdı. yemeğinden vazgeçmişti; sade kuru ekmeğe bile razıydı anne. Kızına bir yudum süt olur diye…

İki yıl sonra, her şeye rağmen yine hamile kalmıştı anne. Bu sefer devreye giren hatırı sayılır insanların uygun gördüğü yerde bir ev yaparak yeni eşini ve  kızını oraya yerleştirmişti gönül verilen akraba.

Evlenme yaşına gelmesine rağmen, her gün eziyet gördü evin büyük kızı. Anne; ölüp kurtulamadığının, kalıpta çektiği eziyetin sebebi olarak hep kızını gördü.

Gün evlenme vaktine varınca da, kaderin yeni bir cilvesini gördü Kader. Hiç sevilmediği, eziyet gördüğü ve dışlandığı üvey annesinin küçük kardeşiyle izdivaç yaptı. “Masallarda sinemalarda olur” denilen cinsten bir oyundu sanki.

Bireyler; kader(ler)ini belirleme şansına sahip değildir. Birey, istendiği kadar akıllı olsa bile böyle bir şansı yoktur. Zamanın neler getireceği ve nelere gebe olduğunu yine zamanı yaşadıkça görür.

Gün geldi. Şartlar oluştu. Ayrı evler bir çatı altına geldi. Bir samanlar saçları yolunmuş gibi dövülerek dışarı atılan annesi, şimdi evin çekip çevireni. Kızı da mutlu bir yuvanın dişi kuşu. Çoluk çocuk sahibi bir Kader…

www.raifaras.com 30.11.2011

YARISI BENİM 1

…**DENEME…62

 

VEFA

Koca kentin kalabalığında; güzellik ve zarafetle süslenmiş bedeni ile  akıl ve  güven içinde ilerlerken, yaklaştım ve yavaşça elinden tuttum. Neye dayanarak ve nasıl yaptım bilemiyorum.

Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Ayaklarımın yere değmediğini düşündüm bir an. Yürüyüş temposunu hiç bozmadan; parmaklarımı parmaklarının arasına yerleştirdi. Baş parmağımı kavrayarak sıkıştırdı. Hala konuşmuyordu. Sadece omuzunun üzerinden bana baktı. Tanışmıyorduk. Tepkisini merak ederken heyecanım daha da arttı. Hareketine yorum yapamıyordum. Bağırıp çağırmamıştı. Bırakıp gitmemişti. Yılların arkadaşı zannedecekti tanıyanlar. Cadde de biraz daha yürüdük. Sonra; ara sokaklardan birine yöneldi. Baş parmağımı çok sıkı kavramıştı. İstesem bile elimi alamazdım. Sokağın bir yerinde, aydınlatma direği ve süs bitkilerinin olduğu sakin bir yerde durdu ve beni adeta teslim almış gibi kendisi ve dükkanın vitrini arasına sıkıştırdı. Elimi bıraktı. Ölecek gibiydim. Biraz yüzüme baktı. Derin bir nefes aldı. Bana “Sen kimsin. Hangi cesaretle elimi tuttun. Canını yerde mi buldun. Bağırsaydım; seni beş paralık etseydim hoşuna mı gidecekti. Ben sokakta sevgili arayan yada tacize müsait birine mi benziyorum. Söyler misin. Şunu unutma; terbiyem müsaade etmediği için sana bir şey yapmadım. Elimi yıkarım; terin gider ve unutulursun. Bu da  böyle cesaretli insanlara layık değil. Söyler misin; deli divane misin yoksa, çok mu cesaretlisin…

Konuşmasını bitirince yutkunabildim. Anlaşılan güzel ve kültürlü birine çarpılmıştım. Kızgın ama yumuşak olması, beni biraz rahatlatmıştı. Ama cevap veremiyordum. Bir ara başımı kaldırdım. Gözlerinin içine baktım. Gözlerini kırpmadan bana bakıyordu. “Özür dilerim ve teşekkür ederim” diyebildim. Hafifçe gülümsedi. “O niye” dedi. Rahatlamıştım. “İnsan; onur ve haysiyetine bu kadar değer veren biri olarak seni rahatsız ettim. Ondan” dedim.

Biraz daha sakinleyerek “Ben buraların yabancısıyım. Üniversite de ikinci sınıfta okuyorum. Önce okulumu bitirmem lazım. Bana bağlanan umutlar yaşamalı. Benim ikinci bir hayata zamanım yok. Anlıyor musun beni. Gel sana bir çay ısmarlayayım, sakinleş” dedi bir çay bahçesine oturup birer bardak çay içtik ve ayrıldık.

Geride kalan; iki yılı aşkın zamanda sık sık karşılaştık. Merhabalaştık. Hatta samimi olduk. O okulunu  bitirdiği halde; saygımdan dolayı “Seni Seviyorum” diyemedim.

www.raifaras.com 11.11.2011

Yarısı Benim 1

…**SEYREYLE…

SEYREYLE

Kanımla yazmıştım mendile ismi,
Al artık her akşam otur seyreyle.
İçine koyduğum hatıra resmi,
Bul artık her akşam otur seyreyle.

Kimsede aramam sevda suçunu,
Hep yanmış bilirim mektup ucunu,
Bana yasaklanan her tel saçını,
Yol artık her akşam otur seyreyle.

Anlamı yok artık sarı yeşilin,
Ucunu kül tutsun yanan fitilin,
Kapısına ulaş sen Azrail’in,
Çal artık her akşam otur seyreyle.

Paylaş dostlarınla oturuşunda,
Bir deste gül getir son gelişinde,
Aşkına öldüğüm mezar başında,
Kal artık her akşam otur seyreyle.

www.raifaras.com 06.02.2015

c)Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin
kendisine ve /veya temsilcilerine aittir.

S.SIĞINAĞI